18 Mayıs günü köşemde yer alan yazımın başlığı “BABALAR GÜNÜ’NDE BABAMI HATIRLADIM” idi. Bu yazıma konulan fotoğrafın altına yazılmasını istediğim fotoğrafta yer alanların kimler olduğu yazılmamış. Bu nedenle bu yazımı yazıyorum.

Önceki yazımda; “Sepetçi Sokağı’ndaki evimizden Bahçelievler’deki evimize taşındığımızda aldığı ilk otomobili ile tüm aileyi Yukarı Ilıca’da Damatlar’dan satın aldığı bağa nasıl sayısız seferler yaparak taşıdığını ve bundan ne kadar zevk aldığını halen hatırlarım” diye bahsetmiştim.

bu bağda, 1956 yılında teyzemin eşi öğretmen ağabeyim Osman Özkan (solda) ile babam Hüseyin Samsunlu (sağda) tavla oynarken teyzemin damadı Rıza Abraz (ortada) izliyordu. Bu fotoğrafını ben çekmiştim.

* * *

Bu yazımı kısa kesmek istemiyorum. İnternette bulduğum bir anlatı ve İclal Aydın’a ait bir şiir ile zenginleştireceğim.

“Babalar gününe özel yazılar okuyorum her yerde. Hiç biri de yeterli değil babam. Hiç biri senin gönlümdeki yerini anlatmaya yetmiyor. Babacım, senin zaten gönlümdeki yerini bildiğine eminim. Öylesine bir sevgi ve öylesine bir tutku ki sevgin içimde, kelimeler ile tarif edilemiyor. Benim bu günlere gelmemi sağlayan ve hakkını hiçbir zaman ödeyemeyeceğim babam babalar günün kutlu olsun, Sen güçlü ve devasa bir çınar gibisin. Arkamı ne zaman dönsem, sırtımı sana yasladım ve dünyayı fethedebilirmişim gibi bir güven hissettim. Baba her zaman güç verirken gölgende hepimize huzur ve mutluluk verdin. Mutlu ailemizin mimarı sensin.“

“Karlı bir akşamdı Ankara’da;
Son kez elele yürümüştük,
Bitmesin istediğimiz yola.
Kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık.
Yazarsın bana demiştin.
Ben de yazarım sana sık sık.
Ağlıyordum…
Sen görmeyesin diye kaldırmıyordum başımı.
Elimi daha sıkı tuttun,
Anlıyordun…
Bu ayrılığa dayanmıyordu kalbim,
Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin,
Kelebekleri kitap arasında kurutma,
Sık sık fotoğraf çektir, yolla bana,
Kitaplarım sana emanet,
İncitme kimseyi, kin büyütme kalbinde…
Beni bekle…
Yol bitti, gidiyordun artık; gittin
Sokakta gördüklerimi, filmlerdeki aktörleri sen sandım bir süre,
Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,
Kitaplarını okudum, kelebeklerine dokunmadım,
Öğrendiğim çiçek adlarına yenilerini ekledim,
En çok fesleğeni, çoban heybesini, akşam sefasını sevdim.
Seni beklerken çok şey öğrendim,
Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk adam…
Nasıl olsa bulacaktır diye, her görüşümde aynı sesle seslendim
Uçak, babama selam söyle!
Beni kötü rüyalardan uyandıran sevdiğim ilk adam…
Bir bilsen seni nasıl özledim…
Kar yağıyor şimdi, otuz yaşım bitti,
Kitapların bende, kelebekler gibi kar taneleri,
Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi;
Selamını aldım babacığım,
Kin büyütmedim kalbimde…
Küçük kızının gözleri hala senin çiçeklerinde.
Uçak, babama selam söyle!
Uçak, babama selam söyle!”

* * *

yazıma, Babalara evlatlarınızla bir sevgi köprüsü kurun ve arkasında dağ gibi durun, genç evlatlara da babanızla yaşadığınız her dakikanın değerini bilin onun varlığını sevgi ve yakınlığınızla taçlandırın tavsiyesi ile son veriyorum.

İstanbul, 19 Haziran 2018

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol