Yazıma başlamadan önce, sizlerin yeni yılınızı kutluyor, mutlu, sağlıklı, başarılı ve huzurlu günler geçirmenizi temenni ediyorum.

*

Uzun süreden beri sinemalarda oynayan ve basında yer alan Ayla filmini nihayet yılsonuna doğru izleme fırsatım oldu. Kore’ye giden ilk kafilede yer alan ve Kunuri Savaşlarına katılan Astsubay Süleyman Dilbirliği’nin savaş sırasında kimsesiz bir şekilde bulduğu, yaklaşık 1,5 yıl boyunca bakımını üstlendiği ve kendisine Ayla adını verdiği 5 yaşındaki bir kız çocuğunun hikayesini anlatan ve insanı etkileyen duygusal bir filmdi.

Filmin bazı sahnelerinde gözümün yaşlandığını hissettim.

Filmin çıkışında ilk kafilenin gittiği 1950 yılını ve Kore harbi ile ilgili radyodan dinlediğim haberleri hatırladım. O yıllarda 12 yaşında bir çocuk olarak Kore Harbi’nin manasını ve neden Türk Birliği’nin oraya gönderildiğini bilemiyordum. Bunu bilemememin nedeni evimize o tarihlerde gazete girmemesiydi (Evimize gazeteyi 1952 yılından itibaren almaya ben başlamıştım). Radyoda bu haberler verilirken evde de büyüklerim tarafından bir yorum yapıldığını hatırlamıyorum.

Hatırladığım, ilk giden kafilenin hemen harbe girdiği, Kunuri Savaşlarında büyük bir başarı gösterdiği fakat çok sayıda askerimizin de şehit olduğu ve yaralandığıydı. 1950 yılında ilk giden kafilenin başındaki Komutan General Tahsin Yazıcı‘nın ismini bugün bile halen hatırlıyorum.

Yakın çevremde Kore’ye giden iki kişi oldu. Bu kişiler Kore’ye ateşkes sağlandıktan sonra giden amcamın oğlu Başçavuş Nejat ile Kore’ye gitmeden önce bana İngilizce dersi veren Fırıncı – Simitçi Hamdi Ağa’nın öğretmen kızı Ruziye’nin eşi Yaşar Üsteğmen idi.

Kore ile ilgili diğer bir hatıram da Kore’den dönen bir askerden, benim ısrarlı isteğimi kırmayarak babam tarafından bir fotoğraf makinası satın alınmasıdır. Fotoğraf makinasına sahip olduktan sonra lisede Fotoğraf Kolu’nun kurulmasına ve bir fotoğraf atölyesinin açılmasına ön ayak olmuştum. Fotoğrafçılık konusunda yetişmemizde Foto Yaşar önemli katkılar sağlamıştı.

O tarihte bugünkü gibi haberleşme imkanları olmadığı için Kore Harbi’nin neden çıktığını, Birleşmiş Milletler’in ve NATO’nun ne olduğunu bilmiyordum. Zaman içinde ve bilhassa Almanya’ya tahsile gittikten sonra bu bilmediğim tüm konulara vakıf olma imkanım oldu. Edindiğim bilgileri sizlerle kısa başlıklar halinde aşağıda paylaşmayı isterim.

1949 yılında Mao’nun Çin’de gerçekleştirdiği devrimden sonra Sovyetler Birliği ile birlikte destek verdiği Kuzey Kore’nin, Güney Kore’ye hücum etmesiyle Kore Harbi’nin fitili ateşlenmiştir,

II. Cihan Harbi sonunda Japonya’yı ve Güney Kore’yi kontrolü altında tutan Amerika Güney Kore’yi korumak için askerleri ile devreye girmiştir,

Birleşmiş Milletler Kuzey Kore’nin bu hareketini kınamış ve Dünya devletlerinden Güney Kore’ye asker göndermelerini istemiştir,

Türkiye bu çağrıya uymuş ve Kore’ye ilk asker gönderen ülke olmuştur,

Türkiye’nin bu kadar yüksek sayıda birlik göndermesinin bir diğer nedeni, NATO’ya (Kuzey Atlantik Paktı) iki defa Amerika ve İngiltere tarafından ret olunmasına rağmen kabulünün sağlanmasını istemesidir ve Türkiye bu nedenle de 1952 yılında NATO’ya kabul edilmiştir,

Ateşkesin bir antlaşmaya çevrilmesini kabul etmeyen Stalin’in 1953’teki ölümünden sonra Amerika’yı Güney Kore’den atamayacağını anlayan Sovyetler Birliği, imzalanan Panmunjom Antlaşması ile eskiden geçerli olan 38. enlemi sınır olarak tekrar kabul etmiştir.

Kore’de ateşkesin devamlılık kazanması nedeniyle 1950’de 5000 kişilik Türk Tugayı olarak gönderilmesine başlanan ve 1962 yılından sonra manga haline getirilen Türk askerlerinin gönderilmesinin ardından son giden Türk Tugayı askerleri Türkiye’ye geri dönmüştür.

NATO’ya katılmamızın ve Batı birliği içinde yer almamızın ana nedenlerinden birisi de II. Cihan Harbi sonucunda dünyanın Doğu ve Batı diye iki bloğa ayrılması, Doğu bloğunun başında olan Rusya’nın Kars ve Ardahan’ı istemesi ve Boğazlar ile ilgili Montrö Antlaşması’nın gözden geçirilmesi isteğidir.

Harp günlerini ve Türk Ordusu’nun kendilerine verdiği desteği unutmayan Kore Halkı Türkiye’ye duyduğu minnettarlığı devamlı ifade etmekte ve bilhassa Kore Gazilerinin hatıralarının yaşatılmasına gayret göstermektedir. Biz de onların bize gösterdiği bu yakınlığı karşılıksız bırakmayalım.

Yazıma son verirken Kore’de şehit düşen ve gazi olan tüm askerlerimiz önünde saygı ile eğiliyor, kısa bir müddet önce vefat eden Kore Gazisi astsubay Süleyman Dilbirliği’ne Allahtan rahmet diliyorum.

Ayla filminde görüldüğü gibi harbin yarattığı maddi ve manevi kayıpları ve yıkıntıları kısa sürede bertaraf eden ve kalkınmış dünya ülkeleri arasında yer alan Kore’yi yaratan Korelilerin takdir edilmesinin gerektiğini düşünmekteyim.

İstanbul, 3 Ocak 2018

Ek bilgi:

Birleşmiş Milletler: 1949 yılında dünyada barışı ve güvenliği korumak, uluslararası iktisadi, toplumsal ve kültürel işbirliğini sağlamak amacıyla kurulan uluslararası örgüttür.

NATO: Kuzey Atlantik Paktı olarak bilinen bu örgüt, dünyanın farklı bölgelerinden 28 ülkenin içerisinde bulunduğu ve örgüt dışında kalan ülkelerden gelebilecek saldırılara karşı savunma yapmak amacı ile 1949 yılının Nisan ayında imzalanan bir antlaşmadan doğmuştur.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155