Birinci Dünya Savaşı acılarının ve yaptığı tahribatın sıcaklığı soğumadan patlak veren İkinci Dünya Savaşının doğurduğu bunalımlar, Hitler Rejimi ile işlenen insanlık suçları ve işgal hareketleri sonucu savaşı kaybeden Almanya'nın başkenti Berlin'de batı İttifakı karşısında Komünist Rusya'nın (SSCB) direnişi ile bir milleti ikiye bölen ve tarihe “Utanç Duvarı” olarak geçen duvar örüldü. Yıllarca süren ideolojik kavgalarla insanlar öldürüldü, acılar yaşandı çileler çekildi, bir çok insani değerler yitirildi.

İdeolojik soğuk ve sıcak savaşların sürdürüldüğü 20. yüzyıl sonlanırken teknolojik gelişmelerle varılması amaçlanan bilgi çağı ve küresel gelişme sürecinin başladığı 21. yüzyılda ideolojik sıcak, soğuk savaşların biteceği insan merkezli bir gelecek beklenirken, adı üçüncü Dünya Savaşı olmasa da, geçmiş savaşları bile aratan çatışmalar 2010 yılında çok önceden planlandığı ortaya çıkan BOP Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında Arap Baharı adıyla başlayan insanlık dramına dönüştü.

Ne çabuk unuttuk Hiroşima'ya atılan atom bombası ile Japonya'da yaşanan feci durumu, Güney Kore'de, Vietnam'da yaşanan savaşları.

Özellikle petrol, doğal gaz bölgesi olan Ortadoğu ülkeleri başta Arap Dünyasında demokrasi, insan hakları ve özgürlükleri hedef alan kandırmacı sloganlarla gelişen halk hareketleri sonucu diktatör ilan edilen bazı devlet başkanları devrilirken, yüzbinlerce çocuk, kadın, yaşlı insan katledilerek insanlık tarihine kara bir leke olarak geçti.

Günümüzde Ortadoğu’da yaşanan olaylar adı tam konmamış Dünya Savaşına dönüşürken hergün yüzlerce insanlar ya ölüyor ya da ölüm yolu olan ve sonu belirsiz mülteci kervanına katılıyor.

Demokrasi, insan hakları ve özgürlükler vaad eden Gelişmiş Batı Ülkeleri bu hazin tablo karşısında sadece seyirci kalmayıp, ya terör örgütlerinin arkalarında, ya da fiilen savaşın içinde yer almış durumdalar.

Ne yazık ki 21. yüzyıl beklentilerimizin aksine coğrafi sınırların, ülke menfaatlerinin insan hayatlarından daha değerli hale geldiği bir Dünya düzeni süreci yaşıyoruz.

Avrupa'daki yeni utanç duvarları

Milliyeti, ırkı, dini, olmayan terörün hızla güçlenmeye, çeşitlenmeye yöneldiği bu günkü acı gerçekler karşısında başta mülteci olayları olmak üzere batı ülkelerinin, Rusya'nın, İran'ın, Çin'in davranışlarını hele de ikinci dünya savaşanın en ağır bedelini ödemiş utanç duvarının mülteci çilelerini yaşamış, Avrupa Birliği’nin güçlü ülkesi Almanya'nın davranışlarını anlamak mümkün değil. Üstelik Avrupa'da öncülük ederek mültecilerin geçişlerini önleyen, çatışmaların ölümlerle sonuçlandığı ülke sınırlarında yeni utanç duvarları oluşturuyorlar.

Mülteci sorununu çözüm amacıyla kurulmuş olan BM - UN HCR teşkilatı ise anlaşılan ancak istatistiki değerlendirmeyle meşgul olup Dünya oyuna açıklamalarda bulunuyor. Mülteci krizinin insanlık krizine dönüştüğü şu günlerde 2016 yılı ortalarında açıklanan bilgilere göre mültecilere en büyük yardım ülkemizden yapılıyor, ölümle sonuçlanan göçleri önlemek için maddi manevi büyük fedakarlık ve insani yardım alanında insanlık örneği veren Türkiye'ye, Avrupa Birliği verdiği sözde bile durmayan bir görünüm sergilemekte.

Bize de mültecilere sınırlarınızı açın, terörle içiçe yaşarken sınırlarınız dışında da sıcak savaşlara muhatap olun, fakat batıya olan sınırlarınızı kapatın, sakın açmayın diyorlar.

Nerede petrol zengini, lüks hayat yaşayan Arap şeyhleri, krallarla, emirlerle yönetilen Arap ülkeleri? Nerede Arap Birliği ve İslam Konferans ıTeşkilatı? Nerede BM, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, nerede NATO?

Mülteci dağılımı

Nerede “Komşusu aç iken kendisi tok yatmayan” kardeş olması gereken Müslüman ülkeler, Türkiye halkından başka Müslümanlar yok mu?

Biz de mi “Ortadoğu'da düşme nar'a, iç kahveni bak sefana...!” diyelim. Bunca olaydan sonra yakışır mı bu insanlığa?

Son günlerde yıkılan, yakılan tarih ve kültür kenti Halep'te yaşanan vahşet karşısında çocuklardan ve sivil halktan çıkan çığlıkları duyan yok mu?

Hiçbir savaşta böylesine insanlık suçu işlenmedi, tarifi güç böyle zulüm görülmedi.

İnsanlık büyük bir imtihandan geçiyor, korkarım devam eden bu duyarsızlıkla daha büyük imtihanlarla karşılaşacağımız sürece doğru sürüklenmekteyiz....!

Her gün onlarca şehit haberleriyle acılara bürünen ülkemizde; giderek güçlenen, kenetlenen kardeşlik, birlik, beraberlik anlayışı ortamında Milletçe Devletimizin yanında yer alıp terörle mücadele ederken, ülkemiz ve milletimizin bölünmez bütünlüğü hedefimizle maddi, manevi olabilen tüm desteklerimizi birleştirmeliyiz.

Sonuç olarak; yaşanmış acı olaylardan ve geçmiş politikalardan ders alarak hızla terörle mücadele ve sınır dışı sıcak çatışmalar konusunda ülke menfaatlerimiz doğrultusunda yeni politikalar geliştirmek durumundayız.


Yeni Avrupa

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner251