1940 veya 1941’in, Mayıs veya Haziran ayıydı sanırım. Benden 3 yaş küçük kardeşim Vehbi ile bir macera tasarladık: Bahçemize ateş böcekleri getirecektik.
Eşeğimizi alıp bağ yolunu tuttuk. Şehirden çıkıp sırasıyla Ahçılar ve Ilıca bağlarını da geçip, Çomar’da yolun bittiği yere kadar gittik. Yürüyüşümüz 1,5 saati bulmuştu ama, gün uzun, hava bir türlü kararmıyordu. Karanlık olmadan ateş böceği bulunamazdı ki...
Yere oturup epey bir süre havanın kararmasını bekledik. Hava nihayet karardı. Elimizde bir el feneri bile yok. İki yanı iğde ağaçları ve çalılarla duvar gibi örülü, daracık bağ yolunda zifiri karanlıktayız. Önümüzü ancak yıldızların ışığı ile görebiliyoruz.
Özlemle beklediğimiz ateş böcekleri de fosforlu pırıltılarıyla çıktılar artık. Parlayan böceğe elimizi uzatıp ulaşmamız kolay değildi. Çalılar ve dikenler hiç görünmüyor, gözlerimize bile batıyordu.
Ateş böceğine parmağımla ulaştığımda varlığını hissediyordum. İncecik bir dala tutunmuş, çekirge kadar bir şey. Fazla sıkmaya gelmez. Çünkü yumuşacık, ezilir. Uçmuyorlar, tamamen hareketsiz duruyorlar. (Daha sonraları, birçok yerde gördüğüm ateş böcekleri hep uçucuydu.)
Karanlığa rağmen, yolumuzu kaybetmeden ilerliyor, kavanozumuzu dolduruyorduk. Bu başarımızda eşeğimizin payı büyüktü anlaşılan... Böylece, heyecanlı dönüşümüz, 2 saat sürmüştü mutlaka.
Şehre çok yaklaşmıştık ki zifiri karanlık içinde babam göründü. Bir elinde el feneri, diğerinde kocaman bir sopa... Bu sopa ile dövülmeyi hak etmiştik ama hayır, bu sopa bizi dövmek için değil, vahşi köpeklere karşı tedbir olarak alınmıştı.
Çok sert ve titiz, hata affetmeyen bir insan olarak tanınan babam, bize hiç bir şey söylemedi. Söylemesi gerekmediğini biliyordu. Çünkü gecenin bu saatinde kendi korku ve heyecanımız, bize yeterli bir ceza idi.
Şimdi anlıyorum ki, babam, meraklı, araştırıcı ve müteşebbis olduğumuzu görmekle mutlu bile olmuştu.
Hemen o gece, evin önündeki bahçemize tek tek yerleştirdiğimiz ateş böceklerinin esrarengiz parıltıları, bu heyecanlı maceramızın ödülü idi. Ama ne yazık ki, parıldayan böcek sayısı, ertesi gün 4-5’e indi. İki gün sonra ise hiç yoktu.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155