İlkokuldaydım. Okuldan eve geldiğimde evde, tanımadığım yaşlı bir kadın vardı. Buruşuk yüzlü, yorgun görünüşlü... Bana çok yaşlı görünmüştü ama, oğlu askerde olduğuna göre çok yaşlı olamazdı. Annemle oturmuş, laflıyor, hukuki bir konuda danışmak için babamı bekliyordu.
Çorum’da herkesin hukuki problemleri vardı, anlaşılan... Hemen her gün ziyaretçisi olurdu babamın. Danışma, lafla olduğundan, bunun bir mali değeri olduğunu kimse düşünmezdi. Babam, eve yorgun geldiğinde böyle yaşlı bir kadın görmekten hoşlanmazdı. Ama onu aydınlatmadan da geri kalamazdı.
Bu günkü kadın, babamdan sonra anneme veda ederken, koynundan bir zarf çıkardı. Normal görünen bu zarfın içinden, çizgili defterin en ortasından koparılmış çift kanatlı bir kağıt çıktı. Her iki yüzü de bir takım çigiler ve şekillerle doldurulmuş. Değişik kalemler kullanılmış, ama hiç okunacak yazı yok...
Bu nasıl mektup diye şaşırdık... Öğrendik ki, bu çift kanatlı kağıt, kendisi ile oğlu arasında posta ile gider gelirmiş, hep... Her defasında asker oğlunun asker mektubu kağıda ilave ettiği yeni işaret ve karalamaları fark ederek, oğlunun iyi durumda olduğunu anlar merakını giderirmiş... Kendisi de aynı tarzda cevap işaretleri eklermiş. Bize, kağıttaki son gelen işaretleri parmağı ile gösterdi.
13.10.2010

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol