07.10.2015, 00:45 1586

ANTALYA'DA PICASSO VE ARA GÜLER SERGİLERİ

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Picasso “KADIN ve BOĞA Doğduğu Evden Gravürler ve Seramikler”

Tatilimi geçirmekte olduğum Antalya’nın gazetelerinde yukarıda isimlerini verdiğim sergilerin açıldığı haberini okuyunca Picasso’nun doğum yeri olan Malaga’daki müzesini gezemediğimiz için eşimle birlikte bu imkânı değerlendirmek istedik.
Serginin açıldığı bina kısa bir müddet öncesine kadar Antalya Ticaret ve Sanayi Odası binası olarak kullanılmakta iken, kiraya verilerek gelir temin etme yerine Antalya kültür hayatına katkı sağlamak üzere kurulan ATSO Eğitim, Araştırma ve Kültür Vakfına tahsis edilmiştir. Bu yeni kuruluş ülkemizin kültür ve sanat alanında etkili kuruluşları olan Suna–İnan Kıraç Vakfı ile Pera Müzesi danışmanlığında hizmet vermeye başlamıştır.
Bu yazımda, serginin Picasso’nun’’ KADIN ve BOĞA –Doğduğu Evden Gravürler ve Seramikler’’ olarak belirlenen kısmını değerlendireceğim.



Uzun sanat hayatında çok sayıda eserler yaratan Picasso’nun eserlerini korumak ve yaşatmak üzere İspanya’da Picasso Vakfı ve Picasso Evi Müzesi kurulmuştur.
Serginin yer aldığı 5 katlı binanın 2. katında Picasso Vakfı tarafından derlenen ve 1929 ile 1964 yılları arasında tarihlenen gravür ve seramikler sanatçının klasisizm, kübizm ve gerçeküstülüğü(sürrealist) birleştirdiği ve dönüştürdüğü yaratım serüvenine ışık tutan 54 parça yapıttan oluşan eserleri sergileniyordu.
Sergi kataloğunda yer alan bilgiye göre Pablo Picasso’nun (1881-1973), 1890 yılında yaptığı ilk resim atın üzerinde bir picador(boğa güreşçisi)ömrünün son gecesinde 1973 yılının Nisan ayında üzerinde çalıştığı ve tamamlanamayan son tablosu ise nü bir kadındır.
İspanyol sanatçının kişiliğini yansıtan boğa tutkusu ve kadınlara duyduğu hayranlık geniş üretimi içinde en çok tekrarlanan temalardır. Bu konuda serginin küratörü Arroyo, serginin açılışında yaptığı konuşmada’’ Málaga’daki çocukluğundan itibaren, annesi, iki kız kardeşi, iki teyzesi, bir büyükanne ve bir hizmetçiyle birlikte yaşayan Picasso’nun aile evinde kendisi dışındaki tek erkek babasıydı’’ diyor ve ‘’sanatçının kadınlara ait bir dünyanın sakini olarak kadınları saplantılı bir biçimde, bütün olası perspektiflerden resmettiğini’’ söylüyor ve ekliyor: “Picasso, bunu yaparken kadınlardaki yaşam şevkini, enerjiyi, iradeyi ve hatta umudu tasvir ediyor.”
Küratörün verdiği bilgiye göre; Picasso’nun gravürlerinde boğa güreşçileri ve boğalar da önemli yer tutuyor. Málaga’da geçen çocukluğu sırasında, boğa güreşlerine meraklı olan babası tarafından bu dünyayla tanıştırılan Picasso, 1899 tarihli ilk gravürü El Zurdo’dan itibaren, son yıllarına dek bu temayı işlemeyi sürdürmüş.
Sergilenen eserler Kadın ve Boğa temaları olarak iki katta ayrı ayrı yer almaktaydı. Kadınlarla ilgili eserlerinin birçoğu kendisinin uzun yaşamı süresince evlendiği veya birlikte yaşadığı kadınların portreleri idi. Oyun ve övgü, büyülenme ve özgürlük ,denge ve dinamizm burada sergilenen eserler ve seramiklerde beklenmedik şekillerde harmanlanıyor ve en eski tutkularından ilham alan sanatçının mutlak özgünlüğünü ortaya koyuyordu.



Serginin diğer katında Picasso’nun Boğa figürleri yer almaktaydı. Boğa güreşlerinden çok etkilenen sanatçı ömrünün her döneminde kendisini İspanya’ya ait hissetmiş ve İspanya’nın milli sembolü haline gelen boğa güreşçilerini ve boğaları eserlerinde ayrı ayrı veya birlikte işlemiştir.



Bir boğanın normal görünümünü ile başlayan tabloyu kısa zaman aralıklarla yaptığı 13 boğa tablosu takip ediyordu. Bu boğa resimlerini Picasso 1945 yılının Aralık ayının ortasında başlamış ve 1946 yılının ocak ayı ortasında bitirmiş. Ben birkaç tanesini sizin değerlendirmenize sunuyorum. Başlangıçta normal ölçülerdeki boğa figürü kendisinin hayal ettiği değişikliklere uğrayarak en sonunda kübik bir hayvan resmine dönüşüyordu. Bu tablolardaki realizmden sürrealizme geçiş aşamaları açık bir şekilde görülmektedir. Aynı salonda sanatçının arena, kadın, erkek ve boğa güreşçilerinin yer aldığı muhtelif eserleri de bulunuyordu.















Picasso sergisini gezerken Ocak 2006 ‘da ÇEKVA olarak Sabancı Müzesinde açılan ‘’İstanbul Picasso’yu Ağırlıyor ‘’başlıklı sergiyi Çorum’dan gelen öğretmen ve öğrencilerle birlikte gezdiğimizi de hatırladık.
Serginin diğer bir katı ülkemizin en tanınmış fotoğraf sanatçılarından olan ve dünya çapında bu tanınırlığı kabul edilen Ara Güler’in Antalya ve civarına ait ‘’ IŞIK ve TARİH –Ara Güler’in Gözüyle Antalya’’ sergisine ayrılmıştı. Gelecek yazımda da bu sergiden bahsedeceğim.
Antalya, 5 Ekim 2015

Yazımda geçen konularla ilgili açıklamalar:
Klasisizm (RÖNESANS ): (15.yy 16.yy) Antik Yunan ve Roma sanatının yeniden doğuşu anlamına gelir. Aslında Avrupa’nın yüzyıllar süren bir uykudan, baskıdan uyanmasıdır. Bilim ve sanat alanında bir patlama yaşanmıştır ve bugünkü Avrupa’nın temelleri atılmıştır. Ortaçağda insanlar üzerinde Kilisenin büyük bir baskısı vardı, bilim ve sanat ikinci plana atılmıştı. Rönesansla birlikte her alanda bir atılım yaşanmıştır. Rönesans yeni bir dünya görüşünün başlamasıdır. Rönesans için Klasisizm de denir. Önce İtalya’da başlayıp daha sonra tüm Avrupa’ya yayılmıştır, fakat her ülkede bazı farklılıklar gösterir. Rönesans resminde konular Dinsel ve Mitolojiden alınmıştır, günlük konulara çoğunlukla yer verilmez ancak bazı Avrupa ülkelerinde ressamlar bu kuralların dışına çıkmışlardır.
Kübizm: Kübist tabloların genel özelliği, geometri ve geometrik şekillerin kullanılmasıdır. Resmedilen nesneler geometrik formlar oluşturacak şekilde basitleştirilmiş yahut geometrik şekillere bölünmüştür. Kübizmin bir diğer özelliği de uzaydaki üç boyutlu bir cismi iki boyutlu yüzeye aktarma çabasıdır. Bu amaçla Picasso, şekilleri yanal yüzeylerine bölüştürüp her birini iki boyutlu yüzeyde göstermeye çalışır. Yine bu nedenden portrelerindeki insanların hem profili hem de önden görünüşü görülmektedir.
Sürrealizm: Gerçeküstücülük anlamına gelen Sürrealizm, Fransa’da ortaya çıkmıştır. Akımın ortaya çıkmasındaki en büyük etken Dadaizm akımıdır. Gerçeküstücülük akımı 20. yüzyılın en önemli ve en etkin akımlarından biridir. Resim ve edebiyatın yanı sıra birçok sanat dalında sürrealist yapıtlar ortaya çıkmıştır Özellikle de ünlü ressam Salvador Dali, dikkat çekici resimleri ile sanata tarihine geçmeyi başarmıştır..
Küratör: bir müze, galeri, arşiv veya kütüphane koleksiyonunun yöneticisidir. Çağdaş sanat bağlamında küratör, sergi düzenleyicisi anlamında kullanılır.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
17°
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 20 Eylül 2020
İmsak 04:54
Güneş 06:19
Öğle 12:39
İkindi 16:05
Akşam 18:48
Yatsı 20:08

Gelişmelerden Haberdar Olun

@