15.12.2012, 00:00 697

ANNE BABAYA ŞEFKAT VE MERHAMET

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçen ve ömür denilen çizgide,  başlıca iki görevi vardır. Birisi Allah’ı (c.c) tanıyıp, O’na  hakkıyla kulluk yapmak, diğeri ise Allah’ın  (c.c) yarattıklarına şefkat ve merhamet duyguları ile yaklaşmaktır.

duymak ve birinin hakkını yerli yerine vermek demektir.

Varlıkların içinde insanın iyilik, sevgi, şefkat ve merhametine  en fazla layık olan  da anne ve babasıdır. Çünkü onlar, insanın sebebi hayatıdırlar, Allah (c.c.) yaratmış, onlar ise besleyip büyütmüşlerdir.

Bu sebepledir ki Allah (c.c), anne ve babaya şefkat ve merhamet hissi beslemeyi, onlara saygı ve itaatin en iyisini göstermeyi emir ve tavsiyede bulunmuştur. Nitekim Cenab-ı Hak, İsra Suresi’nin 23 ve 24. Ayetlerinde; “Rabbin yalnız kendisine kulluk etmenizi ve ana babanıza kesinlikle iyiliği emretmiştir. Onlardan birisi veya her ikisi senin yanında yaşlanacak olursa, sakın onlara ‘öf’ deme, onları azarlama ve onlara güzel söz söyle.” “Onlara merhametle alçak gönüllülükle kanat ger. Rabbim! onlar beni küçüklüğümde nasıl  yetiştirdilerse, şimdi de onlara sen merhamet et diye dua et” buyurmuş, başka bir ayette de “Allah’a ibadet edin, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın  ve ana babanıza  iyilik ve ihsanda               bulunun” buyurmak suretiyle anne ve babanın hakkını kendi hakkından hemen sonra zikretmiştir.

Anne ve babaya şefkat ve merhamet  göstermek, onlara her türlü iyilik ve ihsanda bulunmak konusunda Peygamber Efendimizin de müteaddit hadis-i şerifleri mevcuttur. Nitekim Rasulullah Efendimiz (s.a.v.) bir hadislerinde; “Allah’ın (c.c) rızası anne ve babanın rızasındandır. Allah’ın (c.c) gazabı da anne ve babanın gazabındandır.” buyurmaktadır.

Demek oluyor ki bir kişiden anne ve baba razı ise Allah’ta (c.c) razıdır; anne ve babası razı değilse  Allah’ta (c.c) razı değildir.

Atalarımız, “Bugünün küçükleri yarının büyükleridir” demişlerdir.  Bu sebeple bugünün çocukları  yarının anne ve babaları olacaklardır. Kişinin evladından şefkat ve merhamet görmesi, çocuğunun ona iyilik ve ihsanda bulunması, saygı ve hürmet göstermesi,  kendisinin anne ve babasına karşı olan söz ve davranışlarına bağlıdır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.)  bir Hadis-i Şeriflerinde,  “Anne ve babanıza iyilikte  bulunun ki, çocuklarınız da size şefkat ve merhametli olsun. ”  buyurmuştur..

Bir gün bir kişi,  babasının yakasından tutmuş sürükleyerek dövüyormuş, komşuları “yapma, etme, yazıktır babana” diyerek işe müdahale etmişlerse de, söz dinletememişler. Dövülen baba, komşularına, “Siz üzülmeyin, o şu köşenin başında beni bırakır” demiş. Cidden de öyle olmuş.  Köşe başında adamın  öfkesi dinerek  babasının yakasını bırakıp gitmiş, komşuları adama: “Geçmiş olsun neydi kavganız, ne bildin  o köşede bırakacağını?” diye sormuşlar.

Evladı tarafından dövülen baba, “Bir hiç yüzünden ben de zamanında babamın yakasından tutup o köşeye kadar sürükleyerek dövmüştüm” demiş. Hani  ne demişler, “Çalma kapıyı çalarlar kapını.” Etme bulma dünyası işte.

Peygamberimiz  (s.a.v.) sahabe ile sohbet ederken 3 defa, “ Burnu yere sürtülsün, burnu yere sürtülsün, burnu yere  sürtülsün” demiş. Sahabiler; “kimin burnu yere sürtülsün yâ Rasulallah?” diye sorunca; “Annesi, babası  veyahut her ikisi yanında  ihtiyarladığı halde onları razı ederek cenneti kazanamayanların burnu yere sürtülsün ” buyurmuştur.

Anne  babaya asi olmak dinimizde büyük günahlardandır. Yüce Allah (c.c),  bu günahı işleyenlerin cezasını ahirete tehir etmeyerek dünyada  iken vereceğini  Peygamber  Efendimize bildirmiştir.

Allah Rasulü (s.a.v.); “Mutlaka kabul olacak üç dua vardır; bunlar mazlumun, misafirin ve anne babanın duaları ” buyurmuşlardır. O halde yapılacak iş, anne ve babaya iyilik ve ihsanda bulunmak suretiyle, onların hayır dualarını almak, onları küstürüp gücendirip beddualarını almamaktır. Onlara anneciğim babacığım gibi hoşlanacakları sözlerle hitap etmeliyiz.

Bilhassa yaşlılık hallerinde anne ve babaya  gösterilecek şefkat ve merhametin , yapılacak iyilik, hizmet ve itaatin, kişinin cennete girmeyi hak etmesine, aksi halde cenneti kaybetmesine sebeptir.

           Onun için, yanımızda yaşlanan anne babamızın varlığını, ahiretimizi kazanmamız için bir şans ve fırsat bilmeli, fırsatı iyi değerlşendirmeliyiz, şansımızı elimizin tersiyle  itmemeliyiz. Ölünceye kadar onların  evimizde, ocağımızda ve sofraızda bulunmaları ile gurur duymalı, onları ellerin eline bırakmamalı, sokağa atmamalı, yaşlılar ve kimsesizler yurdunda garip bırakmamalıyız. Onları başımızın tacı, derdimizin ilacı, kazancımızın  bereketi, soframızın süsü, hayat yolumuzun usta kılavuzu, evimizin tecrübeli danışmanı olarak görmeliyiz. Onların varlıklarından yararlanmalıyız, kendilerine değer verdiğinizi onlara hissettirmeliyiz. Şu da bir gerçektir ki;anne babamıza karşı olumlu ve müsbet davranışlarımız bize; akrabalarımızın, komşularımızın, çevremizin ve dostlarımızın nezdinde, şahsiyet ve sayğınlık da kazandıracaktır.

             Unutmayalım ki, biz onlara değer verirsek, çocuklarımız da onları sever, sayar ve bize değer verirler. Biz onalara değer vermediğimiz zama, çocuklarımız onları evde ocakta fazlalık ve sığınç gibi görürler, onların huzursuz ve mutsuz olacakları davranışlarda bulunurlar. Çocuklarımız yaşlandığımız zaman bize karşı nasıl davranacaklarını da, bizim anne ve babamıza karşı  davranışlarımızdan öğreneceklerdir. Bu konuda çocuklarımıza kötü örnek olmamak da bizim başta gelen görevlerimizdendir.  

Yazımızı Peygamber Efendimizin (s.a.v.) bir Hadisi ile bitirelim. Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) buyuruyor ki ; “Kim rızkının artıp çoğalmasını, ömrünün uzun ve hayırlı olmasını istiyorsa, anne ve babasına iyilik  ve ihsanda bulunsun ve akrabalarını ziyaret etsin.”

            Selam, saygı ve dua ile.

                                                                          

 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
20°
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@