Bu konuda Peygamberimiz (sav), hadislerinde,

“Kim bir insana Allah’ın kitabından bir ayet öğretirse (yani, insanlığa faydalı olan bir şey öğretişe), o öğreten (yani, öğretmen-hoca) öğrettiği kişinin efendisidir.”,

“Dini konuda sana bir şey öğreten, dinde senin babandır.( Yani Dince baban kadar önemlidir)” ve

“Babaların en hayırlısı, sana bir şey öğretendir.” buyurmuştur.

Onun için Hz Ali (r.a.), “ Bana bir harf öretenin kölesiyim. Dilerse beni azat eder, dilerse köleliğimi devam ettirir” demiş ve bu sözü de dünyada atasözü haline gelmiştir. Bu da hem hocaya, hem de ilme saygı göstermek demektir.

İskender’i Zülkarneyne, “ Neden hocana babandan çok hürmet ediyor, saygı gösteriyorsun?” diye sormuşlar. O’da cevaben: “Çünkü babam beni gökten yere indirmiştir. Hocam ise beni yerden göğe doğru yükseltmektedir” demiş. Gerçekten de insanın ruhu, melekut aleminden anne babası sebebiyle, ana rahmine, dolayısıyla aşağıya düşmüş olur. İnsanın hocası ise ona, Rabbini, dinini, dünyasını, ilmin sırlarını öğreterek ebedi alemde yüksek mevkilere ulaşmasını temin ediyor.

Hakikat şudur ki, ailesinde iyi terbiye almış, gerçekten öğretmeni (Hocası) tarafından hem dünya ve hem de ahireti için faydalı bilgiler öğretilmiş bir öğrencinin hocasına ve büyüklerine karşı tavrı nasıl olmalıdır sorusuna, eğitimci alimlerin cevabı şöyledir:

1- Saygı gereği öğrenci, öğretmeninin önünde yürümemelidir.

2-Talebe hocanın yerinde ve makamında oturmamalıdır.

3-Öğrenci izin almadan hocasının yanında konuşmamalıdır.

4-Hocasının yanında çok konuşmamalı ve sözü uzatmamalıdır.

5-Hocaya bıkkınlık zamanında soru sormamalı, müsait zamanında sormalıdır.

6-Derse vaktinde gelmelidir.

7-Öğrenci öğretmenini gönlünü kazanmalı, hoşuna gitmeyecek davranışlardan sakınmalıdır.

8-Allah’a isyanı gerektirmeyen emirlerine uymalı, ancak Allah’a isyan söz konusu olduğunda, kula itaat etmemelidir.

9-Hocaya saygısından dolayı, hocanın çocuklarına ve akrabalarına da saygı göstermelidir.

Hocanın çocuklarına ve yakınlarına saygılı olmak konusunda zamanında meviza kitaplarından birinde şöyle bir misal okumuştum. Öğrencilerine medresede ders veren bir alim, o gün her zaman yapmadığı bir şey yapar, yerinden sık sık kalkar ve tekrar oturur. Talebeleri bunun sebebini sorarlar zata. Alim’in cevabı şöyledir: “ Çocuklar! Hocamın oğlu bahçede arkadaşlarıyla oyun oynuyor. Ara sıra pencerenin önüne geliyor, ben de hocama hürmeten onun ayağına kalkıyorum, o uzaklaşınca da oturuyorum.”

Her eğitimcinin vazifesi, talebesine bilgi yanında edep de öğretmektir. Arap Ediplerinden Esami, oğlunu abdest alırken bir eliyle su döküp, diğer eliyle ayağını yıkamadığını görünce, çocuğun hocasına gider ve derki: “ Ben oğlumu sana hem bilgi, hem de edep öğrensin diye gönderdim. Niçin çocuk abdest alırken bir eli ile suyu döküp, öbür eli ile ayağını yıkamıyor.”

Netice olarak evlat insana, Allah’ın en büyü ihsanı ve emanetidir. Çocuğu; dinine, ailesine, akrabalarına, komşularına, devletine, milletine, topluma ve top yekun insanlığa faydalı bir kişi olarak yetiştirmek de anne ve babanın başta gelen görevidir. Bu görevi yapmayan aile reisi, Allah’ın emrine uymamış ve emanetine ihanet etmiş olur.

Her anne baba evladının mutlu, mesut, huzurlu ve müreffeh bir hayat yaşamasını ister. Yüce Allah (cc) dini, insanların hem geçici olan bu dünyada, hem de devamlı olan öbür dünyada mutlu, mest ve huzurlu olmaları için göndermiştir. O halde evladının mutluluğunu isteyen anne baba, çocuğuna her şeyden önce, Allah katında tek ve en makbul din olan İslam Dinini ve onun kurallarını öğretmesi gerekir. Keza müminler için rahmet ve hidayet kaynağı, vaaz ve nasihat, şifa ve şefaatçi olan ve en doğru yol olan Allah’ın yolunu gösteren Kuranı Kerimi okuyup anlamasını ve hükmü ile amel etmesini öğretmek mecburiyetindedir.

Çocuğun ikinci evi durumunda olan okulunda öğrendikleri de, ailesinde öğrendiklerini tamamlayıcı durumda olmalı, bil hassa inanç konusunda ailenin öğrettikleri ile okulda öğrendikleri çelişmemelidir. Okulun müfredatı ve öğretmenin (Hocanın) öğrettikleri de, çocuğun her yönüyle, iyi bir insan olarak yetişmesini temin edip, dünya ve ahirette mutlu olmasını sağlayıcı mahiyette olmalıdır.

Milletler, hamiyetperver evlatlarının omuzlarında yükselir. Allah milletimize böyle evlatlar yetiştirmeyi nasip etsin.

Ankara’dan selam, sevgi, saygı ve dualarla.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol