Bizleri yoktan var eden, varlığından haberdar eden, vermiş olduğu sayısız nimetleriyle mülkünde yaşatan yüce Allah’ımıza sayısız hamt, yaratılış itibariyle en evvel, gönderiliş itibariyle en sonra olan ve alemlere rahmet olarak gönderilen sevgili peygamberimiz, Muhammet Mustafa sallallahü aleyhi vesellem hazretlerine de sonsuz salat ve selam olsun.

Hiç şüphesiz ki, Rabbimizin insana ihsan ettiği nimetlerin başında, çocuk(evlat) nimeti gelir. Çünkü insanın soyunun devamı evlat ile olmaktadır. Çocuğu olanın nesli devam ederken, olmayanın soyu kurumaktadır. Onun için çocuksuz insan, meyvesiz ağaca benzer derler. Peygamber Efendimizin oğlu İbrahim vefat edince, Mekke müşrikleri O’na , “ Epter”, yani son oğlu da öldü, bunun soyu devam etmez artık demişlerdi. Buna efendimiz çok üzülmüştü. Bunun üzerine yüce Allah (c.c.) “Kevser” suresini göndermiş, “ Biz sana Kevser’i verdik. Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Asıl “ebter” olanlar (yani sonu gelmeyecek olanlar) muhakkak ki sana bu konuda muhatap olanlardır” buyurarak, Habibini teselli etmiştir. Gerçekten de Efendimizin soyu, kızı Fatıma (r.anha) validemiz ile devam etmiş, bu gün yer yüzünde onu her gün yüzlerce defa anan ümmetinin sayısı ise, iki milyara yaklaşmıştır.

Kuranın deyimiyle, dünya hayatının süsü olan evlat nimeti iyidir de, mesuliyeti de büyüktür. Çocuğun Allah’a gerçek kul, Peygambere layık ümmet, ailesine, vatanına, Dinine, devletine, milletine, akrabalarına, komşularına, çevresine ve bütün insanlığa faydalı bir birey olarak yetişmesinden de, anne baba sorumlu tutulmuştur. Bu konu da Kerim kitabımızın tahrim suresinin 6. Ayetinde,

“Ey iman edenler! Gerek kendi nefsinizi, gerekse ailenizin fertlerini, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun” buyrulmaktadır. Peygamberimiz (sav) de hadislerinde, “Hepiniz çobansınız, her çoban güttüğünden mesuldür” buyurmuştur. Bu ayet ve hadisten anlaşılan, ailenin reisi olan anne ve baba, çocuklarının çobanıdırlar, onları hem dünya ha yatında, hem de ahiret hayatında mutlu olacak şekilde yetiştirmekle sorumludurlar. Çocuklarını hiç ölmeyecekmiş gibi dünyası için, yarın ölecekmiş gibide ahiret için çalışan şuurlu Müslüman olarak yetiştiren anne baba, onların dünya ve ahiret hayatında mesut olmalarını sağlamış olur. Evlatlarının iyi yetişmelerini ihmal eden anne babalar ise, onların dünyada sefil, ahirette rezil olmasına sebep olmuş olurlar. Evlatlarının dinini ve dünyasını öğrenmelerinde ihmali olan anne ve babalar, Allah huzurunda benden davacı olmasınlar ve hesap sormasınlar diye, mahşerde çocuklarından kaçacaklardır. Nitekim abese suresinin 34, 35 v 36. ayetlerinde mealen; “İşte o gün kişi, (Kendisine karşı Allah’ın emrettiği görevlerini yapmayan kişi) kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar” buyurulmaktadır.

Hakikaten, çocuk için ilkokul evi ve ailesi, ilk öğretmen de anne ve babasıdır. Anne baba çocuklarının terbiyesinden sorumludur. Terbiyeden amaçlanan şey, iyi bir insan yetiştirmek ve bu insanı topluma faydalı hale getirmektir. Çocuk terbiyesinin esasını; zeka ve fikir terbiyesi, ruh ve irade terbiyesi, söz ve konuşma terbiyesi teşkil eder. Bu konuda Peygamber Efendimiz (sav) hadislerinde;

“Çocuklarınıza hoş muamelede bulunun, onları güzel terbiye edin.”,

“Hiçbir anne ve baba çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermiş olamaz”,

“Anne ve babanın terbiye edemediği kimseyi, zaman terbiye eder. Zamanın terbiye edemediği bir kimseyi de cehennemin ateşi terbiye eder.”

“Her çocuk Müslüman olarak doğar (yani İslam fıtratı ile doğar). Çocuğun anne babası Yahudi ise çocuk Yahudi, Hristiyan ise çocuk Hristiyan, Ateşperest ise çocuk Ateşperest olur.”,

“Kişinin çocuğunu yetiştirmek için göstereceği en küçük gayret, bir fitre miktarındaki sadakadan daha üstündür.”,

“Çocuklarınıza yedi yaşına kadar dinini öğretin, on yaşında öğrendiklerini tatbik ettirin, etmezler ise müeyyide uygulayın, odalarını ve yataklarını da ayırın” buyurmuştur.

Bu ve benzeri birçok hadis-i şeriflerden öğreniyoruz ki, Anne ve baba çocuklarının dinini öğrenmesinden, şuurlu Müslüman olarak yetişmesinden, geleceğinden, huzurundan, refahından, öz kültürüne, örf adet ve geleneklerine bağlı, büyüğünü sayan, küçüğünü seven insanlar olarak yetişmesinden sorumludurlar.

Anne ve babaların bu sorumluluklarına karşın, evlatların da sorumlulukları vardır. Anne ve babalarının sadece Allah’a kulluk etmelerini öğrettiği evlatların bu sorumlulukları; anne babalarına iyi davranmaları, onlardan biri veya her ikisi yanlarında yaşlanırsa onlara “Of” bile dememeleri, onları azarlamamaları ve ikisine de güzel söz söylemeleridir.

ikinci aile ocakları da, şüphesiz ki okullarıdır. Bu okullardaki anne ve babaları ise öğretmenleri, yani hocalarıdır. Dinimizde hocaya saygı göstermek, anne babaya ve ilme saygı göstermek gibidir. Keza kağıda bile ilmin aracı olduğu için saygılı davranılır.

(SÜRECEK)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol