14.06.2016, 00:35 333

ALMANYA’DA ERMENİ SOYKIRIMI TASARISI ONAYLANMASI ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Prof. Dr. Ahmet SAMSUNLU

Almanya’da okumuş ve gençlik yıllarının 11 yılını orada geçirmiş bir kimse olarak 2 Haziran 2016 tarihinde Federal Almanya Parlamentosu’nun ‘’Ermeni Soykırımı Tasarısı’’nı onaylaması yüzyıllardan beri devam eden ve benim de inandığım Türk-Alman dostluğuna kolay kolay onarılamayacak bir darbe vurmuştur.
1956 yılında gitmiş olduğum Almanya’da ne kadar yakın bir ilgi gördüğümüzü halen hatırlıyorum. I. Cihan Harbinde müttefikleri olan Osmanlı İmparatorluğunun ve Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyetin evlatları olarak hüsnü kabul görmüş, dostluğu hissetmiş ve yakın ilgi görmüştük.
60 yıl önce Türklere bu kadar yakınlık gösteren Almanların temsilcisi olan Federal Parlamento’nun neden böyle bir karara yöneldiğini anlamakta zorluk çekiyorum. Ayrıca bu kararı verirken ülkemizdeki Ermeni isyanlarından ve bilhassa Van’da binlerce Türkü katlettiklerinden hiç bahsetmemeleridir.
Ben bir mühendisim ve teknokrat olarak da memleketime Bakan olarak hizmet verdim. Bu kararın çıkması ile ilgili çok sayıda siyasi ve uluslararası komplo teorileri ileri sürülmektedir (Bölgede Kürt devleti kurulurken Ermeni meselesini kaşımak, PKK çatışmalarında Türkiye’yi haksız göstermek, Alman basınındaki Türkiye hükümeti ve Cumhurbaşkanı aleyhindeki yayınlarına paralellik sağlamak, Almanya’nın kendi Yahudi soykırımını perdelemek ve soykırım karşıtı bir imaj yaratmak ve daha niceleri).
Bir teknokrat olarak bu incelikleri sizlerle paylaşacak seviyede takip etmem ve değerlendirmem mümkün değildir. Temennim, konunun uzmanlarının bu tasarının kabulünün nedenlerini ve bilhassa arkasındaki siyasi manevraları tarafsız ve halkımızın anlayacağı bir şekilde açıklamalarıdır.
Konuyla ilgili olarak buraya neden geldiğimiz hakkında ,60 yıldan beri izlediğim ve zaman zaman ziyaret ettiğim Almanya’daki duyup gördüklerime dayandırarak bir değerlendirme yapmak istiyorum.
60’lı yıllarda Almanya’da ortaya çıkan işgücü açığını kapamak için davul zurnalarla Münih’te karşılanan Türk işçilerinin gelişi ve yıllar içinde artan sayıları ve bilhassa 1966’da ortaya çıkan ekonomik kriz sonucu işsiz kalan Almanların,Türklerin Almanya’ya gelişlerine gösterdikleri büyük tepkiye neden oldu. O dönemde,işsiz kalan bir Almanın oğlunun aynı sınıfta okuyan yakın arkadaşı olan bir Türk çocuğuna ‘’siz buraya geldiniz , benim babam işsiz kaldı , artık ben seninle konuşmayacağım’’ dediğini duymuştum.Bu durum bugün Almanların ülkelerine gelen göçmenlere takındığı tavır ile büyük bir benzerlik göstermektedir.
1968 yılında Türkiye’ye döndükten sonra Almanya’daki gelişmeleri basın ve TV kanallarından izlemeye devam ettim ve yaptığım seyahatlerde de bu izlenimlerimin doğruluğunu kontrol ettim.
1983 yılında Bakanlığım döneminde Berlin Eyaletinin Ekonomi ve Çalışma Bakanı’nın Türkiye’ye yaptığı ziyaretin karşılığı olarak gidecek 10 kişilik üst düzey heyete Çalışma Bakanı Prof. Dr. Turhan Esener’in son dakikada heyet başkanı olarak katılamayışı nedeniyle heyete ben başkanlık yaptım. Bu ziyaretimde de Berlin Eyalet Başkanı ve Çalışma Bakanı ile de görüştüm. Davetim üzerine kısa bir müddet sonra Türkiye’ye gelen Berlin Eyalet Başbakanı Richard von Weizsaecker seyahatinin sonunda Berlin’e döndüğünde, ‘’ben Türklerin avukatıyım’’ diye açıklama yapmıştı.Bu açıklama o tarihlerde Hıristiyan Demokrat Partili bir üst düzey politikacının Türkiye’ye olan yakınlığının ifadesi olarak değerlendirilmelidir. Richard von Weizsaecker, 1984 yılında Almanya Cumhurbaşkanı seçildi.
Bugün Almanya’da yaşayan 7 milyona yakın yabancının yaklaşık 3 milyonu Türk olup, bunların 1 milyonu da Alman vatandaşlığına geçmiş bulunmaktadır. Almanya’nın tarihi incelendiğinde tek millet olarak yaşamış olduğu ve yabancıların ülkesine gelmesine karşı çıktığı görülmektedir. Hitler döneminin etkili olmasında halkın bu tutumu benimsemesi etkili olmuştur. Hitler döneminde işçi olarak getirilen Polonyalıların Alman toplumu tarafından uzun yıllar bünyelerine alınmadığı ve Almanlar tarafından kabul görmediğini, Almanya’da bulunduğum ilk yıllarda duymuştum.
1958 yılında Yunanistan ile birlikte Avrupa Birliğine(o zamanki AET)müracaat etmiştik.1963 yılında Associate üye olmuştuk.1976 yılında Yunanistan ile adaylık görüşmesi yapılmaya başlandığında Türkiye aynı şansı elde edemediğinden ya da kaçırdığından,1981 yılında Avrupa Birliği üyesi olan Yunanistan’ın kavuştuğu haklardan mahrum kaldık. Gelişmeler bununla da kalmadı. 2004 yılında Kıbrıs Rum Kesimi’nin Kıbrıs Cumhuriyeti olarak Avrupa Birliği’ne girmesiyle Türkiye’nin Avrupa’dan daha da dışlanması süreci hızlandı. Avrupa Birliği’nin alt kuruluşu olan Avrupa Parlamentosu’nda bulunan Yunan ve Kıbrıslı Rumlar yoğun bir şekilde Türkiye karşıtı tutum içinde olmakta ve Türkiye’yi zorlayacak kararların çıkmasına öncülük etmektedirler. Bu tutum giderek AB üyesi ülkelerin parlamenterleri ile halklarını etkilemiş ve Türkiye karşıtı olmalarına vesile olmuştur. Ayrıca terör örgütünün Avrupa’daki kuruluşlarının yaptığı Türkiye aleyhtarı propagandalar bu karşıtlığı daha da arttırmıştır. Nitekim oylamadan önce Almanya’da vize anlaşmasıyla ilgili olarak yapılan kamuoyu yoklamasında halkın %91’i Türkiye’ye karşı güven duymaz iken sadece %7’si güven duymaktadır.
Halkın bu tutumu politikacıları etkilemiş ve onlar da giderek Türkiye aleyhtarı konuşmalar yapmaya ve parlamentolarında kararlar almaya yönelmişlerdir. Bugüne kadar soykırım tasarılarını tanıyan ülkeler şunlardır : Almanya, Arjantin, Avusturya, Belçika, Bolivya, Brezilya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Ermenistan, Fransa, Hollanda, İsveç, İsviçre, İtalya, Kanada, Kıbrıs Cumhuriyeti(Güney), Litvanya, Lübnan, Lüksenburg, Paraguay, Polonya, Rusya, Slovakya, Suriye, Şili, Uruguay, Vatikan, Venezualla, Yunanistan. Ayrıca Amerikan Birleşik Devletleri’nde mevcut 50 eyaletten 41 eyalet Ermeni Soykırımı’nın olduğunu kabul etmektedir. Aşağıdaki haritada 2015 yılı itibari ile Ermeni Soykırımı’nın dünyadaki kabul durumu görülmektedir. 2016’yı dikkate aldığımızda kırmızı olan yerler daha da artmıştır.



40 yıldır güneydoğuda sürdürülen bölücü terör faaliyetlerinde devamlı olarak yurtdışındaki devletlerin desteği olduğu ve Ortadoğu’da bir Kürt devleti kurulmasının istendiği ve bununla ilgili çatışmaların sürdüğü bilinmektedir.Bu devletin kurulabilmesi için Türkiye Cumhuriyetinin zayıflatılması hedeftir.İşte bu hedefe ulaşmak isteyenler çeşitli yollara başvurmaktadırlar. I. Cihan Harbi esnasında müttefikimiz Almanya ile birlikte kararlaştırılan tehcir, Ermeni soykırım tasarısı olarak Almanya Federal Meclisi’nden geçmiştir. Bu kararın Almanya’da çok değişik etkileri olacağı kesindir. Bunlardan belki de en önemlisi, Almanya’da okul kitaplarına bu konunun dahil edilerek, okul çağında olan 1 milyona yakın Türk çocuğunun başlarının eğik olması ve anavatana yabancılaşması sağlanacaktır.
Basında yer aldığı gibi Ermenistan’ın ve arkasındaki diasporanın 4T hedefi bulunmaktadır :
1- Tanıtmak (bunun için Asala tarafından sayısız Türk Diplomatı şehit edilmiştir)
2- Tanınmak (bugüne kadar yirmiyi aşkın ülkede tasarı kabul edilmiştir )
3-Tazminat talebi
4-Toprak talebi
Bu kadar çok ülke tanıdığına göre yakında tazminat talepleri ortaya çıkarsa şaşırmamalıyız.
İnsanı üzen bu kadar insan haklarına düşkün olduğunu iddia eden Almanya ve Avrupa Birliği ülkelerinin I. Cihan harbinde Türklere yaşatılan katliamlardan ve öncesinde Balkanlar’da , Girit’te, Yunanistan’da ve Kıbrıs’ta Türklere yapılan zulümden hiç bahsetmemeleri yanında Ermenilerin Azerbaycan’ın 1/5 ‘ini 25 yıldan beri işgal altında tutmalarına da ilgi göstermemeleridir.
Ermeni tasarısının görüşmelerinde İstanbul’a Konstantinople (İstanbul) ve İzmir’e Smyrna şeklinde yer verilmesi, batının ve bugünkü AB’nin 1453’ü unutmadığının ve Hıristiyanlık ve Müslümanlık arasındaki ayırım yapmasının bir göstergesi midir ?
Almanya Parlamentosu’nun aldığı Soykırım kararı 1948 Birleşmiş Milletler soykırım kararlarına aykırı olduğu gibi , Avrupa İnsan hakları mahkemesinin verdiği kararlara da aykırıdır. Çünkü soykırım hakkında Birleşmiş Milletler soykırım kararlarına göre verilmiş bir mahkeme kararı bulunmamaktadır.
Türk milleti olarak bize yakışan birlik ve beraberlik içinde dıştan gelen bu ve benzeri her türlü karara karşı koymak, birlikte hareket etmemiz ve reddetmemizdir.
İstanbul, 12 Haziran 2016
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
21°
az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 18 Eylül 2020
İmsak 04:52
Güneş 06:17
Öğle 12:39
İkindi 16:07
Akşam 18:52
Yatsı 20:12

Gelişmelerden Haberdar Olun

@