Sevgi: sevme hissi, aşk ve muhabbet demektir. Sevgili ise; sevilen kimse, sevilen şey demektir. (1) Sevgi hissinde iki taraf vardır. Seven ve sevilen, âşık ve maşuk.

Sevgi kalplere bir Allah (c.c) vergisidir. Bir kalbe başka bir şeyin muhabbetini, yaratan koymuştur. Bütün canlıların birbirine karşı sevgisi, acıması, merhameti ve şefkati de bundandır. Keza canlıların üreyip türemesi, karşı cinslerin birbirine karşı olan meylinden, sevgisinden ve aşkındandır. Bu hissi onlara veren de yaratandır. O’nun için Aşık Veysel: “Güzelliğin on para etmez/. Şu bendeki aşk olmazsa” dememiş midir? Peygamberimizin (s.a.v) haberine göre; yüce yaratan rahmetini yüz parçaya ayırmış; bir parçasını insanların, cinlerin, hayvanların ve bitkilerin arasına indirmiştir. Dünya yaratılalı bütün varlıklar, Allah’ın (c.c) yeryüzüne indirdiği bu bir parça rahmet sayesinde birbirini sever, birbirine acırlar. Annenin yavrusuna şefkati, hayvanların ve kuşların birbirine merhameti hep bundandır. O, geri kalan doksan dokuz parça merhameti ile de, kıyamette yine kullarına merhamet edecektir. (2) O, kıyamette rahmeti ile iyileri kucaklayacak, azabı ile de kötüleri cezalandıracaktır.

Biz bu yazımızda İslam’da insan sevgisini anlatırken Allah’ın (c.c) insanı insanın da yüce Allah’ı sevmesini, anlatacağız. İnsan her şeyden önce kâinatın sevgi ile yaratıldığını bilmelidir. Evet, her şey sevgi ile yaratıldı. Sevgisiz hiçbir şey halk edilmedi. Hani derler ya: “Cemil cemalini gördü sevdi de suda./ Onun için kâinata “ol” emrini verdi Hüda” Yüce Allah (c.c) yarattığı her şeyi sever. Çünkü O, amaçsız ve sevgisiz hiçbir şey yaratmamıştır. Allah Teala yarattıklarının içinde en fazla- yarattıklarının en şereflisi olan, diğer yaratıklardan daha üstün özelliklerle yaratılan ve kendisine halife olarak seçtiği- insanı sever

Yaratan şüphesiz ki insanları da eşit olarak sevmez. O, kendisine iman edenleri, onların içinden de, iyi ve güzel özellikleri olanları sever, mesela Kendisine en üstün saygıyı besleyenleri, sabredenleri, kendisine güvenip dayananları, adil olanları, iyili k eden ve işini güzel yapanları, çok tövbe eden ve çok temizlenenleri, Peygamberimizin ardından gidenleri, Allah rızası için birbirlerini sevenleri, birbiriyle ilgiyi kesmeyenleri, birbirine yardım edenleri, birbirini ziyaret edenleri, ihtiyaçları olduğunda mallarını birbirinden esirgemeyenleri, kendisine karşı gelmekten sakınanları, gönlü zengin olanları ve kendi halinde işiyle ve ibadetleriyle uğraşan kullarını” sever. (3)

Yüce Allah’ın (c.c) “Çok bağışlayan ve koruyup gözeten” olması (4) “Rabbinizin sizi bağışlamasını isteyiniz ve O’na tövbe ediniz.” buyurması, (5) “Ey aşırı derecede günah işleyerek kendilerine yazık eden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.” diye haber verip uyarması (6) , “Allah (c.c); kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz, dilediği için ondan başka bütün günahları bağışlar.” demesi (7) ve “Kâfirlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.” (8) Buyurması mümin kullarını ne kadar çok sevdiğinin en bariz ve en açık delilleridir.

Rabbimiz bizleri hem itaat etme hem de isyan etme kabiliyeti ile yaratmıştır. Allah’ın (c.c) bir itaatimize karşı, ondan yedi yüze kadar sevap yazacağını, bir isyanımıza karşı da sadece bir günah yazacağını haber vermesi (9) tövbe edenlerin günahını bağışlayacağını bildirmiş olması da (10), yine mümin kulunu çok sevmesinden değil midir?

Yaratanımızın cenneti müminler için yaratmış olması, (11) bize takatimizden fazla sorumluluklar yüklememesi (12) , kolaylaştırıp zorlaştırmaması (13) , hep mümin kulunu çok sevmesindendir.

Kul daima korku ile ümit arasında “Beynel Havfi verreca” yaşamalıdır. Hadis-i şerife göre; Allah (c.c) gündüz günah işleyenlerin tövbesini kabul etmek için gece rahmet kapılarını açık tutar. Gece günah işleyenlerin tövbesini kabul etmek için de, gündüz rahmet kapılarını açık tutar. Bu durum kıyamete kadar böyle devam edecektir. (14) , O’nun “Kullarım! Siz gece gündüz günah işlemektesiniz. Bütün günahları affeden de yalnızca benim. Benden af dileyin ki sizi bağışlayayım.” (15) Buyurması ve gece gündüz rahmet kapılarını kıyamete kadar açık tutması da mümin kullarına olan sevgisindendir.

Yaratanımızın rahmetinin her şeyi kuşatmış olması (16) rahmetinin gazabından önce olması (17) sadece nankörleri cezalandırır olması, (18) azabının peygamberleri yalanlayan ve Hakk’a sırt çevirenlerin üzerine olacak olması (19), hep Allah’ın (c.c) mümin kullarını sevmesindendir.

(1)-Büyük Türkçe Sözlük.O.Doğan Y.Şafak yayınları Sh.975

(2)-Buhari edeb 19

(3)-Peygamberin Sevdiği Müslüman Prof.Dr.Yaşar Kandemir Sh.94-95

(4)-Bakara 2/173,182,192,199

(5)-Hud 11/3,52,90

(6)-Zümer 39/53

(7)-Nisa 48

(8)-Yusuf 12/87

(9)-Bakara 261-En’am 160

(10)-Bakara 187

(11)-Beyyine 7/8

(12)-Bakara 286

(13)-Bakara 185

(14)-Büyük Türkçe Sözlük.O.Doğan Y.Şafak yayınları Sh.975

(15)-Müslim Tevbe 31

(16)-Araf 7/156

(17)-Buhari Tevhit 55

(18)-Sebe 34/17

(19)-Taha 20/48

(SÜRECEK)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol