21.12.2013, 22:40 463

ALLAH’IN HAS KULU OLMAK -2-

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Şüphesiz ki, zararlı ve meşru olmayan yerlere yapılan yerlere harcama da israftır. Bunun gibi günümüzde, revaçta olan lüks ve lüzumsuz şeylere yapılan harcamalar da israftır. İnsanın kendisini zor durumda bırakacak şekilde borçlanması, israftır. Borç hem insanı hem de toplumu zor duruma sürükleyen yanlışların başında gelmektedir. Onun için Peygamberimiz: “ borçtan Allah’ sığınırım” buyurmuştur.(19) Dinimizde israf doğru görülmediği gibi, cimrilik de iyi görülmemiştir.
Allah Teala hazretleri Kur’an-I kerimde şöyle buyuruyor: “ Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar, umduklarına erenlerdir.”(20)
Sevilmeyen bir huy olan cimrilikle ilgili Peygamberimiz de: “ Allah’ım cimrilikten sana sığınırım. Korkaklıktan sana sığınırım. Düşkün yaşlılıktan sana sığırım.” Diye dua etmiştir.(21) Yine Efendimiz: “ İki haslet Müslümanda toplanmaz. Cimrilik ile kötü ahlak.”(22) Buyurmuştur bu konuda. Yani Müslüman ahlaksıda olamaz, cimri de olamaz.
Allah’tan başka ilah tanımamak, suçsuz yere cana kıymamak ve zina etmemek de Allah’ın has kullarının beşinci özellikleridir. Bu konuda yüce Mevla Kur’an-ı Kerimde: “ Onlar ki, Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar. Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar, zina da etmezler. Bunları yapanlar günahının (cezasını) bulur, kıyamet günü azabı kat kat olur ve orada alçaltılmış olarak, temelli kalır. Ancak tövbe ve iman edip Salih amellerde bulunanlar başka. Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir. Ve her kim tövbe edip iyi davranış gösterirse şüphesiz o, tövbesi kabul edilmiş olarak Allah’a döner.”(23) buyurmaktadır.
Yüceler yücesi Allah: “ Muhakkak ki ben, yalnız ben Allah’ım. Benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et, beni anmak için namaz kıl” (24) buyuruyor. Bu sebeple mümin, yalnız Allah’a ibadet eder ve yalnız ondan yardım diler. Beş vakit namazın her rekatında okunan Fatiha suresinde: “ Rabbimiz! ancak sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz”(25) buyrulmaktadır. Allah’tan başkasına ibadet etmek veya Ondan başkasından yardım dilemek demek, Allah’a şirk koşmak demek olur ki, bu da Allah’ın af etmeyeceği tek ve en büyük günahtır.
Mümin haksız yere adam öldürmez, çünkü bu şekilde adam öldürmek de dinimizde büyük günahlardandır. Hatta İslam dininde haksız yere bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir.(26)
Zina etmek; nikahsız bir şekilde bir erkekle bir kadının ilişkiye girmesidir. Bu çirkin olay da dinimizce büyük günah olarak kabul edilmiştir. Onun için mümin zina da etmez. Zina nesillerin dejenere olmasına ve toplumun huzurunun bozulmasına sebep olan büyük bir ahlaksızlıktır. Zina; nice ocakların sönmesine, insanların ölmesine, ceza evlerine girmesine, ailelerin dağılmasına, anne babaları dul kalmasına, çocukların mağdur olmasına da sebep olur.
Allah’a şirk koşmak, adam öldürmek ve zina etmek gibi büyük günahları işleyenler ahirette Allah’ın azabını hak ederler ve azapları katlanarak artar.
İbn Abbas (ra.) diyor ki: Müşriklerden adam öldüren, cinayetler işleyen ve zina eden ve bu işlerde ileri giden bazı kimseler peygamber Efendimize gelerek: “ Ey Muhammed! Senin tebliğ ettiğin ve kendisine çağırdığın İslam dini kuşkusuz çok güzeldir. Eğer bize vaktiyle işlediğimiz bunca cinayet, meşru olmayan ilişkilerin arındırma yolu bulunduğunu bildirirseniz (bu dini kabul etmeyi düşünürüz)” dedier.
İşte bunun üzerine bu ayetler indi ve bu sayılan günahları işleyenler tövbe eder, Allah’a sığınır ve salih ameller işler, yani iyi işler yaparlarsa Allah’ın onları affedeceği bildirildi.(27)
Allah’ın has kullarının altıncı özellikleri ise, yalancı şahitlik yapmamaları ve boş sözlere iltifat etmemeleridir. Çünkü Allah (c.c.): “ Onlar yalan yere şahitlik etmezler. Boş sözlerle karşılaştıkları zaman vakar ile (oradan) geçip giderler. (28) buyuruyor.
Peygamberimize; “ Mümin korkak olumu diye sormuşlar, olabilir demiş. Mümin cimri olur mu demişler, olmasa iyi ama olabilir buyurmuş. Peki mümin yalancı olur mu diye sormuşlar, Efendimiz bu suale: “ Mümin yalancı olamaz, yalanla iman bir arada olmaz” buyurmuştur. Yalanın ciddisi de ciddi, şakası da ciddidir. Yalanın en kötüsü yalancı şahitlik yapmaktır. Menfaat için veya hatır için mahkemede yalancı şahitli yapmak büyük günahlardandır.
Yalan yere yemin etmek de günahtır. Hem de bu gönül günahıdır. Allah Teala şöyle buyuruyor: “ Şahitliği, bildiklerinizi gizlemeyin. Kim onu gizlerse, bilsin ki onun kalbi günahkardır. Allah yapmakta olduklarınızı bilir.” (29)
İnsanın bildiğini veya gördüğünü söylememesi büyük günahtır. Bilmediğini ve görmediğini biliyormuş ve görmüş gibi söylemesi de yalancı şahitliktir ve çok büyük günahtır. Yalancı şahit menfaat temin etmek veya şunun bunun hatırını alacağım düşüncesiyle hareket ederek yalancı şahitlik yaparsa, ahiretini yıkmış yok etmiş olur. Çünkü onun yalancı şahitliği yüzünden, hakkı elinden gidip mağdur olanlar ve ya eza ceza görenler olur.
Bu konuya dikkatleri çekmek üzere Allah Teala hazretleri: “ Ey iman edenler adaleti titizlikle ayakta tutun. Kendiniz, anne babanız akrabalarınız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olunuz.( Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Duygularınıza uyup adaletten ayrılmayın. (şahitliği) eğer, büker yahut şahitlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.(30)
Ayeti celilede yalancı şahitlik ve sonuçları özlü bir şekilde anlatılmıştır. Bu konuda sevgili Peygamberimiz de:
-Büyük günahların en büyüğünü size haber vereyim mi “buyurdu.
- Evet, bildir ey Allah’ın peygamberi dediler.
- Efendimiz: “ Allah’ şirk koşmak, anne babaya karşı gelmek buyurdu.
Sonra da yatmakta olduğu yerden doğrularak oturdu ve
-İyi dinleyin, bir de yalancı şahitliktir buyurdu. Bu söze durmadan devam etti. Orada bulunan ve Peygamberi dinleyenler keşke “keşke sükut buyursalar” dediler.(31)
yardım etmiş oluyorlar ve haklı olan kimseyi mağdur ediyorlar.
Mümin ne yalan konuşur ve ne de yalancı şahitlik yapar. Hatta boş, gerçek olmayan ve malayani sözleri bile müminin söylemesi hoş değildir. Bu konuda ayet-i kerimede: “ Onlar boş söz işittkleri zaman ondan yüz çevirirler. Ve bizim işimiz bize, sizin işiniz size. Size selam olsun. Biz (cahilleri, kendini bilmezleri) istemeyiz” derler.(32)
Allah’ın has kullarının yedinci özelliği ise,,” Kendilerine Allah’ın ayetler okunduğu zaman ise onlara sağır ve kör davranmazlar” (33) Müminler Allah’ın ayetlerine karşı kayıtsız ve ilgisiz kalamazlar. Kur’an- Kerim okunduğu zaman, onu saygı ve hürmetle dinlerler. Ayetlerle emredilenlere harfiyen uymaya, yasak edilenlerden de ellerinden geldiğince uzak durmaya çalışırlar. Çünkü Allah’ın emirlerinde de, yasaklarına da müminler için faydalar vardır. Allah faydalıyı haram kılmadığı gibi, zararlı olan bir şeye de helal demez.
Allah’ın has kullarının sekizinci ve son meziyetleri ise; Allah’tan kendileri için hayırlı olacak eş ve çocuklar talep etmeleri ve kendilerini takva sahiplerine önder kılmasını istemeleridir. Bu konuda Ayet-i kerimede: “ Ve onlar ki; “ Y Rabbimiz! Bize, gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl” derler. (34)
Huzurlu, mutlu ve uyumlu bir aileye sahip olmak büyük bir saadettir. Bu ailede eşler bir birine saygılı, çocuklar anne ve babaya itaatkardır. Böyle ailede hem kendisine, hem ailesine, hem milletine hatta bütün insanlığa faydalı çocuklar yetişir. Bu ise hem aile ve hem toplum hem de insanlık için büyük bir kazançtır.
Netice olarak Allah’ın has kulları; mütevazidirler, gündüzleri Allah’a ibadet ve kulluk ettikleri gibi geceleri de kalkarak ibadet, dua ve istiğfar ederler, cehennem azabından Allah’a sığınırlar, harcadıklarında ne israf eder ne de cimrilik yaparlar, ikisi arasında orta bir yol tutarlar. Allah’ ortak koşmazlar, haksız yere cana kıymazlar, zina etmez ve iffetsizlikte bulunmazlar, yalancı şahitlik yapmazlar, kendilerine Allah’ın ayetleri hatırlatıldığında can kulağı ile dinler ve itaat ederler. Kendilerine gözlerini aydınlatacak eşler ve çocuklar verilmesini ve takva sahiplerine önder kılınmalarını Allah’tan dilerler.
Allah’ın has kulları bu özellikleri taşırlar. Onlar Allah’ın dostlarıdırlar. Onlara ne ölürken, ne kabirde ve ne de yeniden dirilirken korku ve üzüntü yoktur. Onları üzerlerine melekler inerler.Allah’ın bu kullarına vereceği mükafat ise ayet-i kerimede:
“ İşte onlara sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamı verilecek, orada hürmet ve selamla karşılanacaklardır. Orada ebedi kalacaklardır. Orası ne güzel bir yerleşme ve kalma yeridir.” Şeklinde ifade edilmiştir. (35)
“ Bilesiniz ki Allah’ın has kulu olan dostlarına korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerde. Onlar iman edip takvaya ermişlerdir.”(36 )
Allah cümlemizi iman edip takvaya eren, Allahın dostu olan has kullarından ve kendisi için korku ve üzüntü olmayanlardan eylesin.
Selam, saygı ve dua ile.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
19°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@