07.03.2014, 00:18 1453

ALLAH’I İNSANLARI SEVMESİ

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Sevgi, sevme hissi, aşk ve muhabbet demektir. Sevgili ise; sevilen kimse, sevilen şey demektir. (1) Sevgi hissinde iki taraf vardır. Seven ve sevilen, âşık ve maşuk.
Sevgi kalplere bir Allah (c.c) vergisidir. Bir kalbe başka bir şeyin muhabbetini, Yaratan koymuştur. Bütün canlıların birbirine karşı sevgisi, acıması, merhameti ve şefkati de bundandır. Keza canlıların üreyip türemesi, karşı cinslerin birbirine karşı olan meyelinden, muhabbetinden, sevgisinden ve aşkındandır. Bu hissi onlara veren de Yaratan’dır. O’nun için Aşık Veysel: “Güzelliğin on para etmez, Şu bendeki aşk olmazsa” dememiş midir? Demekki, insana karşısındakini güzel ve çekici olarak gösteren o insanın kalbine konulan İlahi sevgidendir.
Peygamberimizin (s.a.v.) haberine göre; Yüce Yaratan rahmetini yüz parçaya ayırmış; bir parçasını insanların, cinlerin, hayvanların ve bitkilerin arasına indirmiştir. Dünya yaratılalı bütün varlıklar, Allah’ın (c.c) yeryüzüne indirdiği bu bir parça rahmet sayesinde birbirini sever, birbirine acırlar. Annenin yavrusuna şefkati, hayvanların ve kuşların birbirine merhameti hep bundandır. O, geri kalan doksan dokuz parça merhameti ile de, kıyamette yine kullarına merhamet edecektir (2). O, kıyamette rahmeti ile iyileri kucaklayacak, azabı ile de kötüleri cezalandıracaktır.
Biz bu yazımızda İslam’da insan sevgisini anlatırken Allah’ın (c.c) insanı, insanın da Yüce Allah’ı sevmesini, anlatacağız. İnsan her şeyden önce kâinatın sevgi ile yaratıldığını bilmelidir. Evet, her şey sevgi ile yaratıldı. Sevgisiz hiçbir şey halk edilmedi.Bir şiirde ifade edildiği gibi; “Cemil de cemalini sevmişti, görünce suda. “ Ol emrini budan verdi, kainata ol Hüda.” Yüce Allah (c.c) yarattığı her şeyi sever. Çünkü O, amaçsız ve sevgisiz hiçbir şey yaratmamıştır. Allah Teâlâ yarattıklarının içinde en fazla -yarattıklarının en şereflisi olan, diğer yaratıklardan daha üstün özelliklerle yaratılan ve kendisine halife olarak seçtiği- insanı sever.
Yaratan şüphesiz ki insanları da eşit olarak sevmez. O, kendisine iman edenleri, onların içinden de, iyi ve güzel özellikleri olanları sever. Mesela, “Kendisine en üstün saygıyı besleyenleri, sabredenleri, kendisine güvenip dayananları, adil olanları, iyilik eden ve işini güzel yapanları, çok tövbe eden ve çok temizlenenleri, Peygamberimizin ardından gidenleri, Allah rızası için birbirlerini sevenleri, birbiriyle ilgiyi kesmeyenleri, birbirine yardım edenleri, birbirini ziyaret edenleri, ihtiyaçları olduğunda mallarını birbirinden esirgemeyenleri, kendisine karşı gelmekten sakınanları, gönlü zengin olanları ve kendi halinde işiyle ve ibadetleriyle uğraşan kullarını” sever. (3)
Yüce Allah’ın (c.c), “Çok bağışlayan ve koruyup gözeten” olması (4), “Rabbinizin sizi bağışlamasını isteyiniz ve O’na tövbe ediniz” buyurması (5), “Ey aşırı derecede günah işleyerek kendilerine yazık eden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir” diye haber verip uyarması (6), “Allah (c.c), kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz, şirkten başka bütün günahları bağışlar” demesi (7) ve “Kâfirlerden başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez” (8) buyurması mümin kullarını ne kadar çok sevdiğinin en bariz ve en açık delilleridir.
Rabbimiz bizleri hem itaat etme hem de isyan etme kabiliyeti ile yaratmıştır. Allah’ın (c.c) bir itaatimize karşı, ondan yedi yüze kadar sevap yazacağını, bir isyanımıza karşı da sadece bir günah yazacağını haber vermesi (9) ve tövbe edenlerin günahını bağışlayacağını bildirmiş olması da (10) yine mümin kulunu çok sevmesinden değil midir?
Yaratanımızın cenneti müminler için yaratmış olması (11), bize takatimizden fazla sorumluluklar yüklememesi (12), kolaylaştırıp zorlaştırmaması (13), hep mümin kulunu çok sevmesindendir.
Kul daima korku ile ümit arasında, (yani “beyne'l-havfi ve'r-recâ”) yaşamalıdır. Hadis-i şerife göre; Allah (c.c) gündüz günah işleyenlerin tövbesini kabul etmek için gece rahmet kapılarını açık tutar. Gece günah işleyenlerin tövbesini kabul etmek için de, gündüz rahmet kapılarını açık tutar. Bu durum kıyamete kadar böyle devam edecektir (14). O’nun bir kudsi hadiste; “Kullarım! Siz gece gündüz günah işlemektesiniz. Bütün günahları affeden de yalnızca benim. Benden af dileyin ki sizi bağışlayayım” (15) buyurması ve gece gündüz rahmet kapılarını kıyamete kadar açık tutması da, mümin kullarına olan sevgisindendir.
Yaratanımızın rahmetinin her şeyi kuşatmış olması (16), rahmetinin gazabından önce olması (17), sadece nankörleri cezalandırır olması (18), azabının peygamberleri yalanlayan ve Hakk’a sırt çevirenlerin üzerine olacak olması (19) hep Allah’ın (c.c) mümin kullarını sevmesindendir.
Allah Teâlâ’nın inanan kullarını sevmesi ile ilgili olarak onlarca sayfa yazmak mümkündür. Bu kısa yazımızda son olarak diyebiliriz ki Allah’ın (c.c) rahmeti gazabının önüne geçmiştir. Hiç kimse -hatta peygamberler bile- Allah’ın rahmeti ve yardımı olmadan sadece kendi iyilikleri ve ibadetleri ile cennete giremeyecektir (20). O halde Peygamberleri de, onlara gerçekten inananları da cennete koyacak olan bir tek Allah’tır. Rabbimizin ehli imanı cennetine koyması da O’nun kullarına karşı beslediği sevgidendir.
Allah (c.c) bizleri sevdiği kullarından eylesin. O bir kulunu severse Cebrail (a.s.)’a: “Ben falanı seviyorum onu sen de sev” diye emreder. Cebrail de o kulu sever, sonra gök ehline: “Allah Teâlâ falanı seviyor, onu sizde sevin” diye seslenir. Göktekiler de o kimseyi severler. Sonra yeryüzündekilerin kalbinde o kimseye karşı bir muhabbet uyanır. (21)
Rabbimiz sevdiği kulunu saflaştırır. Yani ölmeden önce ona güzel işler yaptırarak, O’nu etrafındakilere, akrabalarına, komşularına sevdirir. Dünyaya bulaşıp kirlenmekten korur, cezasını dünyada verip sabrettirir, kendisinden hoşnut olur ve o halde iken ruhunu alır. (22)
Nihayet sevgi, şefkat ve merhamet bakımından Allah’a nispetle kul, anneye nispetle evlat gibidir. Hz. Ömer (a.s.) diyor ki: “Bir defasında Rasûl-i Ekrem (s.a.v.)’in huzuruna bir kısım esirler getirildi. O esirlerin arasında çocuğunu kaybetmiş bir kadın da vardı. Kadın gördüğü çocuğu kucaklıyor, bağrına basıp emziriyordu. Rasul-i Ekrem o kadını bize gösterdi: “Ne dersiniz? Bu kadın çocuğunu ateşe atar mı?” diye sordu. Oradakiler: “Hayır, kendisine kalsa kesinlikle atmaz.” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz, “İşte Allah Teâlâ, kuluna bu kadının çocuğuna olan şefkatinden daha merhametlidir.” buyurdu. (23)
Allah mümini sever. Bizi de sevmesi için, bizim çabamız ve gayretimiz olmalıdır. O’nun bizi sevmesi için yapacağımız iş belli, gideceğimiz yol aşikârdır. Biz bunları yine kitabımızdan öğreniyoruz. Yüce Allah (c.c) Kur’an-ı Kerim’in ayetlerinde mealen; “Öyleyse yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin” (24); “Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine, kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridirler” (25) ve “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır. Çok merhametlidir.” (26) buyurmaktadır.
Allah’a inanıp kulluk edenler, peygamberin yolunda gidenler, Allah için sevip, Allah için bugz edenler dünyada da, ahrette de mutlu ve mesut olurlar. Yüce Allah, bizleri ve bütün müminleri bu bahtiyarlardan eylesin.
Ankara’dan selam, sevgi ve dua ile.
1-Mehmet Doğan, büyük Türkçe sözlük,iz yayıncılık s.975
2-Buhari edeb 19
3-Prof. Dr. Yaşar Kandemir, Peygamberin sevdiği Müslüman. S.94-95
4-Bakara s. a:173- 182-192-199
5-Hud: 3-52-90
6-Zümer; 53
7-Nisa;48
8-Yusuf;87
9-Bakara;261- Enam;160
10-Bakara; 187
12-Beyyine; 8
13-Bakara; 185
14-Müsli,Bir; 55
15-Müslim Tevbe; 31
16-Araf; 156
17-Buhari tevhid; 55
18-Sebe 17-
19-Taha; 48
20-Buhari rikkat 18- Müslim münafikin; 71-78
21-Buhari fezail-üNnebi; 6- Edeb; 95-96
22-Peygamberin sevdiği Müslüman; 96
23-Buhari edeb; 18- Müslim tevbe; 22
24-Bakara; 152
25-Haşr; 19
26-Ali İmran; 31
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
19°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@