18.05.2018, 00:17 1147

ALLAH’A KULLUK ETMEK-1

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Yüce Allah (c.c) bütün varlık âleminin Rabbi, mevcudatın mucidi ve mahlûkatin. O yarattığı her şeyin rızkını veren Rezzak-ül âlemiyndir Her türlü iyilikleri, nimetleri gönderen de O’dur. Allah (c.c); hiçbir varlığa benzemeyen, zamandan ve mekândan münezzeh olan, doğurmamış, doğurulmamış ve gücü her şeye yetendir.

Yüce Allah (c.c) kendisine ibadet edilmeye layık olan tek ilahtır. Nitekim Allah (c.c) Kur’an-ı Kerim’in Tâhâ Suresinin 14. ayet-i kerimesinde mealen “Şüphe yok ki, ben Allah’ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl” buyurmak sureti ile ibadet edilmeye layık tek ilah olduğunu beyan ve ilan etmiştir. İbadet etmeyenler için de Furkan Suresinin 77. ayetinde mealen, “Ey Muhammed! De ki, ibadetiniz olmasa Rabbim size ne diye değer versin” buyurarak, ibadeti olmayanın Allah katında değeri olmayacağını hatırlatmaktadır.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in tebliğ ettiği; iman, ibadet ve ahlak esaslarından oluşan dinimiz İslamiyet de, insanları; madden ve manen yükselmeleri, üstünlük ve şeref sahibi olmaları, dünya ve ahiretin saadet ve mutluluğuna ulaşmaları için var olan, bir olan, sonsuz güç ve kudret sahibi olan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu, kendi Zatının hiçbir şeye muhtaç olmadığı, Allah Teâlâya kulluk (ibadet) etmeye, Ondan yardım istemeye, O’na dayanmaya, O’na güvenmeye ve O’na sığınmaya çağırmaktadır (Nisa Suresi Ayet 36).

Yüce Yaratan hiçbir şeyi gayesiz ve amaçsız yaratmamıştır. Şüphesiz ki O, eşref-i mahlukat olarak (Bakara Suresi Ayet, 30) ve ahsen-i takvim üzere yarattığı (Tin Suresi Ayet, 4); akıl, iz'an, irade ve şuur ile donattığı insan oğlunu da, gayesiz ve amaçsız yaratmamıştır.

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’in Zariyat Suresinin 56. ayeti kerimesinde mealen; “Cin ve insanları beni tanımaları ve bana ibadet etmeleri için yarattım” buyurmak suretiyle, insanoğlunu, kendisini tanıması ve Zat-ı İlahi’sine ibadet etmesi için yarattığını beyan etmektedir.

İnsan; kendisine yapılan bir iyilik ve verilen bir hediye için, iyilik edene ve hediye verene teşekkür etmektedir. Yüce Allah (c.c) insana dünya ve ahiretin her türlü güzelliklerini ve sayısız nimetlerini ihsan etmiştir. O halde insan Allah’a (c.c) hamt etmeli ve şükretmelidir. İnsanın Allah’ın verdiklerine teşekkür etmesine kulluk, kulluk borcunu ifa etmeye de ibadet diyoruz.

Bu hususta yüce Yaratan Bakara Suresinin 152. ayetinde mealen “Öyle ise (ey kullarım) siz beni (ibadet ve kulluk ile) anın ki, Ben de sizi (rahmet ve mağfiretimle) anayım; (verdiğim bunca nimetler karşısında) bana şükredin, sakın ha nankörlük etmeyin” buyurmaktadır. Allah’ın (c.c) kendisine kulluk (ibadet) edilmesi ile ilgili diğer bazı ayetleri mealen şöyledir: “O göklerin, yerin ve ikisi arasındaki bulunanların Rabbidir; öyleyse O’na kulluk et ve O’na kullukta sabırlı ol” (Meryem Suresi Ayet, 65), “Rabbin yalnız kendisine kulluk etmenize hükmetmiştir” (İsra Suresi Ayet, 23), “Öyleyse dini Allah’a has kılarak ona kulluk et” (Bakara Suresi Ayet, 39), “Bana kulluk etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler, alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir”( Mümin Suresi Ayet, 60), “Ey insanlar sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin” (Bakara Suresi Ayet, 21). O halde insan daima şükran-ı nimet içinde olmalı, küfran-ı nimette bulunmamalı, Allah’a kulluk etmede, ibadet ve itaatte bulunmada ve verdiği nimetlere şükretmede tam teslimiyet içerisinde olmalıdır.

Yüce Allah (c.c) kendisine kulluk (ibadet) hakkında Fatiha Suresinin 4. ayetinde mealen “Yalnız Sana ibadet eder, yalnız senden yardım isteriz” (Fatiha Suresi Ayet, 5)

Allah’a ibadet insanı; başkasına ibadet etme dalalet ve karanlığından kurtarır ve bütün varlıkların sahibi olan Yüce Allah’a ibadet etmenin aydınlığına, şeref ve yüceliğine kavuşturur. Onun için günlük hayatta namaz kılan bir insan beş vakit namazda 40 defa Fatiha okur ve bu ilahi öğretiyi “Yalnız Sana ibadet ederiz, yalnız senden yardım isteriz” ayetini tekrar eder. İşte bu kulun Allah’a tam teslimiyetidir.

Allah’a ibadet kulluk, kulluk da nimetlere şükürdür. İnsan Allah’ın verdiği nimetlerden istifade ettiği müddetçe ibadete devam etmelidir. Nimetlerden istifade etmenin ise zamanı, günü, haftası, ayı, yılı ve mevsimi yoktur. Her an ve her zaman nimetlerden insan, son nefesine kadar Allah’a (c.c) ibadet etmelidir. Bunun için ibadetin ve kulluğun da günü, haftası, ayı, yılı olmayıp devamlı olmalıdır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’in Hicr Suresinin 99. ayetinde de mealen: “Rabbine ölüm sana gelinceye kadar ibadet et” buyrularak, ibadet gayesi ile yaratılan insanın, dünya nimetlerinden istifade edemez hale gelinceye kadar ibadet etmekle sorumludur. Efendimiz de (s.a.v.), “Makbul olan ibadet, az da olsa devamlı olanıdır” buyurmuştur.(Buhari, C. 1, Hadis No:25). Nitekim rahmet Peygamber; “ İnsanı iki şey takip eder, biri rızkı diğeri de ecelidir. Rızık bitmeyince ecel gelmez, ecel gelmeyince de rızık bitmez buyurmak suretiyle, kulun eceli gelinceye kadar Allah’ın ikram ve ihsanından istifade ettiğine işaret etmiştir. O hal de ibadette ecel gelinceye kadar devamlı olmalıdır.

Allah’a (c.c) kulluk ihlâslı ve samimi olmalıdır. İhlâssız ve samimiyetsiz ibadet makbul değildir. Onun için Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde mealen şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ’yı görüyor gibi ibadet et! Sen Onu görmüyorsan da, O seni görüyor” (Buhari C.1, H.No:47)

Başka bir hadiste ise “Ne kadar oruç tutanlar vardır ki, orucundan kendisi için açlıktan başka (temin edeceği bir fayda)sı yoktur. Namaz kılmak için ne kadar ayakta duranlar vardır ki, ayakta kalmasından başka (uykusuz kalmasından başka) bir faydası yoktur” (Buhari, C.6, Hadis No: 902) buyurmaktadır. O halde, ibadetler sırf Allah rızası için ve ihlâsla yapılırsa sevabı büyüktür. Aksi halde insan manevî bir kazanç elde edemez buyurmuştur. Buhari, Savm 8’de yer alan bir hadiste ise, “Kim yalan söylemeyi ve yalanla iş yapmayı bırakmazsa, Allah Teâlâ o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına (yani orucu tutmasına) değer vermez” buyrulmuştur.

Hakikaten, insanların ibadet için yaratıldığı, bu ibadetlerin ömür boyunca ve sürekli olması gerektiği, ibadetin özünün ihlas ve samimiyet, yani kalbin Allah Teâlâdan gafil olmaması gerçeği hiçbir zaman akıldan çıkarılmamalıdır. Çünkü; ilimsiz ve ihlâssız ibadetin insanı dalalet ve sapıklığa sürükleyeceği de göz ardı edilmemelidir.

Dünya ahiretin tarlasıdır. İnsan dünyada ne ekerse ahirette onu biçer. “Zerre kadar hayır da, şer de ahirette karşılıksız kalmaz” ( Zilzal Suresi Ayet, 7-8). Bakara Suresinin 286. ayetinde “Herkesin kazandığı, ya kendi lehinedir, yahut kendi aleyhinedir” buyrulmuştur. Onun için bu dünya çok önemlidir. Bu dünyadaki ameli ile insan mahşerde ya vezir, ya da rezil olur.

(SÜRECEK)

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
22°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 13 Ağustos 2020
İmsak 04:05
Güneş 05:42
Öğle 12:50
İkindi 16:39
Akşam 19:48
Yatsı 21:18

Gelişmelerden Haberdar Olun

@