15.02.2013, 00:00 304

AKIL FİKİR SATARIM

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Sıradan bir gündü İstanbul’da. Hava serindi. Padişah yanına vezirini almış, tebdil-i kıyafetle halk arasında dolaşıyordu. Kapalı çarşıyı ve birkaç iş hanını dolaştılar. Eminönü’nde bir kahveye oturdular. Çoğunluğu emekli olan müşterilerin konuşmalarına kulak veriyorlardı. Kimisi alıyor, kimisi satıyor, havadan sudan, gelmişten geçmişten konuşuyorlardı müşteriler. Bazıları da, saraydan, saray mensuplarından, sarayda kilerin hayati tehlikesinden yabancıların, yerli işbirlikçileri ile Padişaha bile, suikast planladıklarını söylüyorlardı.

Padişah ve veziri çaylarını içtiler. Duyduklarından endişelenerek dışarı çıktılar. Saraya giderken içinden geçtikleri bir pazar yerinde ilginç bir satıcıyla karşılaştılar. Adamın tezgahında satacak hiçbir şeyi yoktu. Fakat satıcı avazı çıktığı kadar; “Akıl fikir satarım” diye bağırıyordu. Adamın ilginç hali padişahın dikkatini çekti. Vezire; “Git, şu tezgahı boş adamdan alışveriş yap, bakalım sana ne satacak” dedi. Vezir gitti. Adama;”Hemşehrim! Tezgahında bir şey görünmüyor, sen ne satarsın,? Kaça satarsın?”  dedi. Adam; “Akıl fikir satarım ben” dedi. Verzir; “Ver bakalım vereceğini” dedi. Adam cebinden çıkardığı kağıda bir şeyler yazıp, kağıdı katlayarak vezire verdi.Vezir; “Borcumuz nedir? deyince, adam; “Bir kırmızı  lira” dedi. Vezir parayı ödedi, kağıdı getirip, padişaha sundu. Padişah açtı kagıdı ve okudu yazıyı. Kagıtta; “Aklı gönderdim işe, fikri gönderdim teftişe, iyi düşün iyi dinle, sonra pişman olmayasın yaptığın işe” yazıyordu. Padişah güldü ve kagıdı katlayarak yeleğinin cebine koydu. Vezir Padişahın ve sarayın daha iyi korunması için, emniyet tedbirlerini artırdı.Muhtemel tehlikelere karşı çeşitli tedbirler alındı.

Aradan bir ay kadar geçmişti. Padişah tıraş plmak için berberine gitti. Berberin koltuğuna oturdu. Tıraş olurken bir ara elini yeleğinin cebine attı. Cebinde bir kağıt vardı. Kağıdı çıkardı açtı, içindeki yazıyı okudu. Hemen pazarda ki, akıl fikir satan uyanık pazarcıyı, iki cümle yazı için vezirden bir kırmızı lirayı nasıl aldığını hatırlayarak güldü. Kağıdı tekrar yeleğinin cebine koydu.

 Bu arda berber, padişahın elindeki kağıda bir gö attı. Kagıtta;” Akılı göderdim işe, fikiri gönderdim teftişe, iyi düşün iyi dinle,sonra pişman olmayasın yaptığın işe” yazıyordu. Yazıyı okuyunca berber, birden telaşlandı, eli ayağı titremeye başladı, beti benzi attı.Bir an ne yapacağını, nasıl hareket etmesi gerektiğini düşündü. Padişahın düşmanları, büyük paralar vererek, tıraş ederken padişahı ustura ile kesmeye ikna etmişlerdi kendisini. Onlara göre pedişahın işi, bu gün bitecekti.

Saray berberi, padişahın elinde, sanki okuması için açıp gösterir gibi tuttuğu kağıdı ve onda ki; “Akılı gönderdim işe, fikri gönderdim teftişe, iyi düşün iyi dinle, sonra pişman olmayasın yaptığın işe.” yazısını aklından tekrar geçirdi. Berber içinden; “ Demek ki, padişah benim niyetimi biliyor, en ufak bir teşebbüsümde, başıma beni yaptığıma bin pişman edecek işlerin geleceğini düşünüp, bu işten vazgeçmem için beni uyarıyor” dedi. Hemen elindeki usturayı bırakarak, padişahın eline sarılıp öperek; “Aman padişahım! Ben ettim sen etme, bağışla benim canımı. Vallahi ben yanıltıldım, aldatıldım. Hepsi düşmanlarının planıydı. Beni; para vererek, ailemi ve çocuklarımı öldürmekle tehdit ederek, sizi tıraş ederken usturayla kesmeye onlar mecbur ettiler. Fakat beni, elinizdeki yazı ile uyardınız. Allah sizden razı olsun, bağışlayın beni, siz büyük insansınız, benim eşim, çocuklarım var.” dedi.

Padişah bunları duyunca, orada ki vezirine dönerek; “ Gördün mü vezir? Akıl, fikir satan pazarcıyı, iki satır yazı ile hayatımızı kurtardı” dedi.

Padişah, berberi affederek, emniyete teslim etti. Berberin emniyete verdiği bilgiler sayesinde, komplocular yakalandı. Sarayın ve saraydakilerin düşmanı, yerli ve yabancılardan oluşan büyük bir çete çökertilip, yok edildi. Böylece, saraydakilerin ve devlet ricalinin de emniyetleri sağlanmış oldu. Saray da alınan güvelik önlemleriyle daha emniyetli hale getirildi.

Padişahın emriyle, Akıl fikir satan pazarcı bütün pazarlarda aylarca arandı. Nafile bir türlü bulunamadı, fakat meçhul pazarcı, iki cümlecik yazı ile padişahı ölümden kurtarmıştı,

Demek ki, padişaha hazırlanan komplo, fısıltı gazetesiyle halkın kulağına kadar gitmişti. Halk deyip geçmemek lazım, boşuna dememişler ya; “Bizim halkımız, çarıklı erkan-ı harptir” diye. Hem de, derler ya; “El mi yaman, bey mi yaman”, her zaman el yamandır. İnsan kendi hatasını göremez, kendisi ile ilgili elin ne dediğini, ne düşündüğünü, görmek, bilmek,  duymak ve dinlemek lazım. Onun için de, önemli kişilerin yakın çevresinde, kendi konusunda halk ile iç içe yaşayan danışmanları olmalıdır. Bu hal ve durum, idareci ve yöneticiler için daha da elzemdir, icraatlarını başkalarının gözleriyle görmek için. Kendisi ve icraatları hakkında, başkalarının ve yönetimi altında bulunanların ne dediklerini ve ne düşündüklerini sağlıklı olarak,  öğrenmek  için.

   Selam saygı ve dua ile.  

 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
18°
parçalı az bulutlu
banner303
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@