15.03.2014, 00:32 416

AHİRET İNANCININ ZAYIFLAMASI VE DÜNYEVİLEŞME -2-

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Kur’an-ı Kerim incelendiğinde; bir gün kıyametin kopacağı, yer ve göklerin düzeninin bozulacağı, güneşin dürülüp söneceği, yıldızların dağılıp döküleceği, denizlerin kaynayıp birbirine karışacağı, dağların birbirine çarparak parçalanacağı ve her şeyin alt üst olup bütün evrenin yıkılacağının haber verildiği görülecektir. Kur’anın ve Peygamberin bildirdiği bir gerçek vardır, o da kıyametin bir gün kopmasının muhakkak ve şüphesiz olmasıdır.
İnsanı bir damla bulanık sudan, yani meniden yaratan, her türlü yaratma kudretine sahip olan, insanı başıboş ve amaçsız olarak yaratmayan, insanın gizli açık bütün hallerini bilen yüce Allah’ın, sonsuz güç ve kudretini idrak edemeyen ve inanmayanların en büyük itirazları yeniden dirilmeye olmuştur.
Hatta Kur’an nurunun kainatı aydınlatmaya başladığı ve İslam güneşinin bir takım gözleri kamaştırdığı bir zamanda, öldükten sonra dirilmeye inanmayan Ubey bin Halef, çürümüş bir kemik alıp, elinde ufaladıktan sonra Resulullah’a gelerek: “ Allah’ın, bu çürümüş kemikleri, tekrar dirilteceğine mi inanıyorsun?” dedi. Rasulullah (s.a.s.), “ Evet seni yeniden diriltecek ve cehennemine de sokacak” diye cevap verdi. Bu olay üzerine yasin suresin 77 ve 78. Ayetleri nazil oldu.
Öldükten sonra tekrar dirilme hususunda da, Kitabımız Kur’an-ı Kerim de çeşitli vesilelerle bir çok açıklamalar yapılmış ve misaller verilmiştir. Yasin suresinin 77-78. Ayetlerinde ve devamında şu izahlar ve misaller yer almaktadır.
“Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve; “ Şu çürümüş kemikleri, kim diriltecek?” diyor. Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O dur. İşte ateşi ondan yakıyorsunuz. Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerini yaratmaya kadir değil midir? Evet, elbette kadirdir. O her şeyi hakkıyla bilen yaratıcıdır.Bir şey yaratmak istediği zaman, Onun yaptığı “OL” demekten ibarettir. Hemen oluverir. Her şeyin mülkü kendi elinde olan Allah’ın şanı ne kadar yüksektir. Siz de O’na döneceksiniz.”
Merhum Saidi Nursi hazretleri, yenide dirilme konusunda, Kur’an-ı Mübin’in errum suresinin 50. ve lokman suresinin 28. ayetlerine dikkat çekmiştir. Ellinci ayette Rabbimiz; “ Allah’ın rahmetinin eserlerine bir bak: Arzı ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Şüphesiz O, ölüleri de mutlaka diriltecektir. O, her şeye kadirdir.” Yirmi sekizinci ayette de; “ (Ey insanlar!) Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz, ancak tek bir kişinin yaratılması ve diriltilmesi gibidir. Unutulmasın ki, Allah her şeyi bilen ve görendir.” buyrulmaktadır.
Bu ayetleri izah ederken hazret ez cümle; “ Bütün insanların halk olunması ve haşredilmesi kudret-i İlahiyeye nispeten bir tek insanın halkı ve haşri gibi kolaydır. Bu aynen bir komutanın bir tek eri hazır ol emriyle tahrik ettiği gibi, bir koca orduyu da aynı kelime ile tahrik etmesine benzer. Yüce kudret için, bir baharı halk etmesi, bir çiçeği halk etmesi kadar kolaydır” diyor.
Kıyamet koptuktan sonra, Allah’tan başka hiçbir şey kalmayacak. Kainat bir müddet böyle kaldıktan sonra, Yüce Rabbimiz İsrafil’i (a.s.) tekrar yaratarak, ikinci defa sura üfürmesini O’na emredecek. İkinci defa sura üflenince, bütün ölüler tekrar dirilecek, kabirlerinden kalkarak mahşer yerinde toplanacaklardır. İşte buna “ ÖLDÜKTEN SONRA DİRİLME” denir. Bu yeniden dirilişle başlayan ve sonsuza kadar devam edecek olan hayata “AHİRET HAYATI veya ÖBÜR DÜNYA ” denir. Hesap, sual, mizan, sırat, cennet ve cehennem bundan sonra gelir. Ahiret gününe iman etmek bütün bunlara inanmak demektir, bunların hepsi olacaktır, haktır ve gerçektir, inkar edenler kafir olurlar.
Öldükten sonra yeniden dirilmeyi aklımız almıyor diyenler; kendilerinin ve tüm evrenin hiç yoktan nasıl yaratıldığını, son baharda ölü hale gelen toprağın ve ağaçların ilkbaharda nasıl uyanıp dirildiğini, ilk yaratanın tekrar yaratabileceğini düşünmelidirler. Kur’anda insanın yeniden ve hassas bir şekilde yaratılacağı, hatta kişinin parmak izlerinin dahi aynı olacağı bildirilmektedir. Kur’ana ve onun ayetlerine inanmak da imanın şartlarındır, inanmayanlar da kafir olurlar.
Günümüz dünyasında san ki, insanların bir kısmı, Allah’a inandığı kadar, Ahirete inanmıyor görüntüsü veriyorlar. Çünkü günah ve isyan olup, Allah’a hesabı verilecek işleri, işlemleri, davranışları hiç çekinmeden yapıyor ve sözleri söyleyebiliyorlar.
İnsanların öldükten sonra tekrar diriltileceğini Kur’an- Kerim ve bütün Peygamberler haber vermiştir. Onun için tekrar dirilmeyi inkar etmek mümkün değildir. Yeniden dirilmeye inanmayanlar ve kıyamet gününü inkar edenler için Hz.Ali (r.a.) buyuruyor ki: “Müslümanlar ahirete inanıyor, Kitapsız kafirler inkar ediyor. Tekrar dirilmek olmasaydı, inanmayan bir şey kazanmaz, Müslümanlar da zarar görmezdi. Fakat kafirlerin dediği olmayınca, onlar sonsuz azap çekeceklerdir.”
Bütün canlılar yeniden diriltilip mezarlarından kalktıktan sonra, MAHŞAR denilen yerde toplanacaklardır. Herkesin amel defteri kendisini uçarak bulacak, Salih ve iyi kulların defterleri sağ yanlarından, fasıkların ve kötülerin defterleri de arka ve sol taraflarından verilecektir.
Her kesin amelleri Mizan denilen, ahrete ait olup mahiyeti bilinmeyen bir ölçü aletinde tartılacaktır. Herkes hesaba çekilecektir. Allah adaleti ile isterse küçük günahlar için bile cezalandıracak, dilerse büyük küçük bütün günahları bağışlayacaktır. Kafirleri hiç affetmeyecektir. Tövbesiz ölen müminlerin küçük büyük bütün günahlarının affı için, Peygamberler, veliler, Salihler, şehitler, melekler ve Allah’ın izin verdiği kişiler şefaat edecek, şefaatleri de kabul edilecektir, çünkü ŞEFAAT haktır.
Sonra Allah’ın emri ile cehennem üzerine “SIRAT KÖPRÜSÜ” denilen ahirte ait olup mahiyeti bilinmeye bir köprü kurulacak, herkes bu köprüden geçecektir. Cennetlikler köprüden kolayca geçip cennete kavuşacak, cehennemliklerin ise ayakları kayarak ateşe düşeceklerdir. Cennetin sekiz, cehennemin yedi kapısı vardır. Cennetlikler istediği her nimete anında ulaşarak sonsuz ve hesapsız bir mutluluk içerisinde, cehennemlikler ise, büyük ve elim bir azabın içerisinde olacaklardır.
İnancımıza göre Müslüman, diğer Müslümanların elinden, dilinden ve davranışlarından zarar görmeyen insandır. Müslümanın müslümana malı, canı ve namusu haramdır. Durum böyle olduğu halde, bu gün insanlar, Müslüman toplum içinde yaşıyor, fakat mal, can ve namus güvencesine sahip olamıyorlar. Bunun sebebi, şüphesiz ki toplum içinde ahiret inancı zayıf olan veya hiç olmayan insanların çoğalmasıdır.
Ahiret ve hesap verme konularında ki ihmal ve umursamazlıkları yüzünden bu gün, İslam’ın şartlarına riayet eden insanlar arasında bile; menfaat konularında kendi menfaatine göre davranan, keza tuttuğu parti, cemaat, tarikat ve kulüp mensuplarıyla, bunlardan olmayan Müslümanlara karşı, tarafgir davranma zafiyeti gösterenler vardır. Hal bu ki, “ İnsan, kendisi için uygun gördüğü bir şeyi mümin kardeşi içinde uygun görmediği ve kendisi için uygun görmediği bir şeyi mümin kardeşi için de uygun görmediği müddetçe, gerçek iman ehli olamaz” buyuruyor sevgili Peygamberimiz. O halde bu ne biçim müslümanlık, bu ne biçim ahret ve hesap verme inancı demekten insan kendisini alamıyor.
Ahirete imanın hem kişinin hayatında, hem aile hayatında ve hem de sosyal hayatta birçok faydaları vardır. Öldükten sonra dirilerek dünyada yaptıklarının hesabını bizzat Allah’a vereceğine inanan bir insan:
Allah’ın emirlerine uyar, yasaklarından kaçar. Peygamberimizi örnek alarak Onun sünnetine uyar. Onun güzel ahlakı ile ahlaklanır. Ailesine, milletine, devletine ve vatanına karşı tüm görevlerini yerine getirir. Akrabalarına, komşularına, insanlara hatta hayvan ve bitkilere karşı iyi davranır. Hiç kimseye hile ve haksızlık yapmaz. Başkaların aldatmaktan sakınır. Elinden geldiğince herkese iyilik yapar. Hesap gününde değil yaptıklarından, içinde sakladıklarında da hesaba çekileceğine inanır, davranışlarına dikkat eder ve kalbini de her türlü kötü duygulardan arındırmaya çalışır.
Ahirete gerçekten inancı olan insan, dine uygun olmayan davranışlarda bulunamaz. Mahşerde Allah’ın ve ehli mahşerin huzurunda mahcup olacak hiçbir sözü söylemez, işi yapmaz, gerçek mümin gibi mümin, hakiki Müslüman gibi Müslüman olur. Gayri Müslim gibi yaşanarak cennete gidilemeyeceğini bilir. Kısaca Allah’a inandım der ve dosdoğru olur. Allah, cümlemize bu şekilde yaşamayı nasip etsin.
Ankara’dan selam, saygı ve dua ile.
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
20°
az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@