29.03.2013, 00:00 1758

AGAÇ DİKMEK SADAKA-İ CARİYEDİR

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

İşte İlkbahar!

Bugünlerde ağaçlar açıyor, kuşlar ötüyor, ormanlar yeşile bürünüyor. Dünyayı yepyeni bir canlılık kaplıyor. Buna insanlar ilkbahar diyor.

Mevsim nedeni ile bu günkü yazımızda bende ağaçtan ve ormandan bahsetmek istiyorum. Hayatı ve ölümü, kıyameti ve tekrar dirilmeyi, kâinatta ki sonsuz hareketi temsil eden ağaçtan ve ormandan.

Hayat, hareket ve canlılık dini olan İslamiyet, insanları; sanata, ticarete, ziraate ve çok önemli olan “ ağaç ve orman ” yetiştirmeye teşvik eder. Ağaç ve orman yetiştirmenin faziletleri hakkında birçok ayeti kerime ve hadisi şerif vardır.

Nitekim Yüce Allah (c.c) Kur’an-ı Kerim’de Kaf Suresi’nin 9–11. ayetlerinde mealen; “Gökten bereketli bir su indirdik. Onunla kullarımıza rızık olsun diye bahçeler, biçilecek taneli ekinler ve küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O yağmurda da ölü bir yeri (bir beldeyi) dirilttik. İşte insanların dirilmeside böyledir.” Ve yine Abese Suresi’nin 14–22. ayetlerinde de; “İnsan kendi yiyeceğine baksın; gerçekten biz yağmuru bol bol indirdik. Sonra (tohum bitsin diye) toprağı bir yarış yardık. Böylece onda da neler bitirdik neler. Üzümler, yoncalar, zeytinlikler, hurmalıklar, ağaçları göğe doğru yükselen bahçeler meyveler ve nice çayırlar, bütün bunları sizin ve davarlarınızın (hayvanlarınızın) menfaati için yarattık.”

Yine bir ayette de; “Ektiğiniz tohumu, (diktiğiniz fidanı) görmüyor musunuz? Onu siz mi bitiriyorsunuz yoksa bitirenler(yeşertenler) biz miyiz? Eğer dileseydik onu meyvesiz bir ot kırıntısı haline getirirdik. Sizde şaşa kalırdınız.” buyurmaktadır.

Yaratanımız bu ayetlerde, insana ağaçlardan ve diğer bitkilerden ve güzelliklerden ve nimetlerden bahsediyor. İnsanı yediği ve içtiği nimetlerin kaynağına bakmaya, nereden geldiğini düşünüp tefekkür etmeye davet ediyor. Yani insan yediğini içtiğini düşünsün. Nereden ve nasıl yetişip geliyor. Onda nasıl acayip ve garip sanatlar var. Bunların her birinin Allah’ın (c.c) birliğinin ve kudretinin delili olduğunu düşünsün, böylece küfürden vazgeçsin ve itaate gelsin, iman ve itaat etsin diyor.

Ağaç yetiştirmenin sadaka-i cariye (yani devamlı sevap getirecek olan faydalı iş) olduğunu beyan eden Peygamber Efendimizin de ağaç ve orman yetiştirmenin faydalarını beyan eden ağaç ve orman yetiştirmeyi teşvik eden pek çok hadisi şerifleri vardır.

Nitekim Allah Resulü bir hadislerinde mealen buyuruyor ki; “Müslüman bir kişinin diktiği bir fidan veya ektiği bir tohumdan insan, dört ayaklı hayvan veya diğer bir canlı gıda temin ederse, bunların hepsi onun için bir sadakadır. ”

Bir başka hadislerinde ise; “Kıyamet koparken dahi elinizde bir hurma fidanı veya başka bir fidan varsa onu dikin. ” buyurmaktadır.

Bu ve benzeri hadisi şerifleri ile insanları ağaç dikmeye teşvik eden Peygamber Efendimiz, dikilen ağaç ve ormanların korunması hususunda insanları uyarmış, ağaç kesen ve orman yakanları ilahi ceza ile uyarmıştır.

Nitekim bu konuda mealen; “İnsanların (meyvesinden, dalından, yaprağından, kerestesinden veya gölgesinden istifade edeceği) Arabistan kirazı ve emsali her hangi bir ağacı, sebebsiz yere kesen kimseyi Allah Teâlâ tepe taklak cehennem ateşine atar. ”  buyurmaktadır.

Yüce Allah, kullarına birçok nimetler vermiştir. Bunların içinde en önemlileride, hava,su, toprak, orman ve hayvandır. Bu nimetleri; akla, ilme ve tekniğe uygun olarak kullanmasını bilen insanlar veya milletler iktisaden zengin olmuş ileri gitmişlerdir. Bu nimetlerden  ilmi ölçüler içinde istifade etmesini bilemeyen insanlar veya milletler de iktisaden fakir olmuş, geri kalmışlardır.

Ağaçlar suyu, su çayırı (bitkiyi), çayır hayvanı, hayvan gübreyi, gübrede ziraatı besler.

Bir insanda kirpik, kaş ve saç ne ise toprakta da, ağaç ve yeşillikler aynıdır. Orman bir anlamda toprağın, suyun, iklimin ve vatanın sigortasıdır.

Ağacın faydaları saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Ağaç insan hayatının bölünmez bir barçasıdır. Her şeyde o vardır. Kısaca insanın beşiği de,tabutu da ağaçtandır.

Orman yurdun havasını temizler. Canlılar için elzem olan oksijenin kaynağı ağaç ve ormandır.

Orman ziraatin kalbidir. Kalbimiz vücuda lazım olan kanı temizler. Ormanda ziraata lazım olan yeterli derecedeki nemi, sıcaklığı ve havayı düzenleyerek bitkilere verir.

Orman yeraltı ve yerüstü sularının kaynağıdır. Orman fırtınanın hızını keserek onun, erozyon vs. zararlarını önler.

Ormanın askeri yönden de, düşmana karşı asker yığmak, cephede hareketi idare etmek, gizlice cephane taşımak, seyrekleştirme, tahliye ve kamufle işlerinin serbestçe yapılmasını sağlamak gibi faydaları vardır.

Ormanların manevî faydaları da sayılmayacak kadar çoktur. Ormanlar, ilahi kudretin her an dile geldiği yerlerdir. Rengârenk çiçekler, burcu burcu kokular, cıvıl cıvıl kuşlar, yapraklar arasında süzülen böcek sesleri, ağaçlarla oynaşan rüzgârın hışırtısı, etrafı kuşatan saadet rengi yeşil; sonbaharda bir ölüm, ilkbaharda yepyeni hayat, öteki dünyada da insanların nasıl tekrar dirileceğine örnek, hep ormandaki yaşamın yansımaları değil midir?

 Ormanın bu ve benzeri birçok faydalarından dolayı, atalarımız, “Yaş kesen baş keser” demişlerdir.

Orman ve ağaca büyük önem veren Fatih Sultan Mehmet Han; “ Ormanlarımdan bir dal kesenin başını keserim.” dememiş midir?

Onbirinci yüzyılda, % 55’i orman olan Anadolumuzun topraklarında, 1970’li yıllarda orman alanı % 13’e düşmüştür. Daha sonraki ağaçlandırma çalışmaları ile  %24’lere çıkan bu oran, ilmi verilere göre en az  % 30 olmalıdır.

           Değerli okuyucularım! bu yıl her ne kadar mart ayı, bir çok bölgemizde adeta “kazma kürek yaktıracak” tarzda geçiyörsa da, önümüzdeki günler ağaç dikme ve mevcut ağaçların bakımını yapma mevsimidir. Yüce Yaratan bize cennet gibi bir coğrafyayı vatan olarak bahşetmiştir. Bu ilahi nimetin kıymetini bilelim. Onu düşmana karşı şehit olma pahasına da mal olsa; savunup koruyup kolladığımız gibi, mevcut zenginliklerini korumak ve zenginliklerine yeni yeni zenginlikler katmak ve bizden sonra gelecek nesillere yer altı ve yer üstü zenginlikleri daha çok olan ve üzerinde daha müreffeh yaşanacak bir vatan olarak hazırlayıp bırakmak  bizim en kutsal görevimizdir.  

            Allah’a şükürler olsun, ülkemizde bir çok insan; bağ, bahçe, tarla ve çayır sahibidir. Bu mevsim buralara fidan dikme ve mevcut fidanların bakımını yapma mevsimidir. Bu konularda duyarlı olmak, bağımızın bahçemizin güzelliklerine güzellik, zenginliklerine zenginlik katmak görevimizi ihmal etmeyelim. Önümüzde ki bir veya bir buçuk ayda bu konularda çalışma mevsimidir, ondan sonra çalışmak istesekte mevsim geçmiş olur. Ağaç dikme mevsimini fırsat bilmeli, gelecek mevsime yetişip yetişilmeyeceği bilinmediği için bu mevsimi fırsat bilip iyi değerlemdireli, bil hassa yaşlılar buna çok dikkat etmelidir.         

           Öte yandan toprağı olmayan vatandaşlarımızın bu konularda vatanına hızmet etmesi ve vatanın daha fazla yaşillenmesine katkıda bulunmaları için, başta “Orman ve su işleri bakanlığı” olmak üzere çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından kampanyalar düzenlediğini de biliyoruz. Bu kampanyalara katılmak için  açtıkları hesba para yatırmak, senin adına vatan toprağına nice fidanların dikilmesine katkıda bulunmak demektir.

         Dinimizde; Cami, okul, yol, köprü ve çeşme yaptırmak gibi ağaç dikmek de, “ Sadaka-i cariye” dir. Sadaka-i cariye demek; bilindiği gibi sevabı devamlı olan sadaka demektir. Sadaka-i cariye sahibi olan kişi, kendisi ölüp öbür dünyaya gitse de, bu eseri dünyada durdukca ve insanlar ve diğer canlılar ondan istifade ettikce, ölen kişinin sevap defterine devamlı sevap yazılır.

        Evlenen çiflerin evlenmelerinde ve evlilik yıl dönümlerinde, çocuların doğomunda ve doğum dünlerinde, hacıların hacca gittiklerinde ve bunun yıl dönümlerinde, askere gidenlerin giderken ve gidiş yıl dönümünde agaç dikmeyi alışkanlık haline getirmeleri, ülkenin ağaçlanması için çok güzel bir gelenek olur kanaatimce.

 

         Herkesin bir okul, bir cami, bir hastane, bir yol, bir köprü ve bir çeşme yatırma imkanı olmaya bilir. Fakat hemen herkesin bir iki ağaç dikme ve dikilmesine yardımcı olma imkanı vardır. O halde bu mevsimi fırsat bilelim, bağımıza bahçemize fidanlar dikelim, mevcut fidanlarımzın budanmasını, ilaçlanmasını ve buna benzer hızmet ve bakımlarını yapalım.Bu maksatla açılacak kampanyalara katılarak, vatanın güzelliklerini seyrederken buna benimde katkım var diyebilmeli. Bunu yaparak, ahiret için de yatırım yapmalı.

        Selam, saygı ve dua ile.

 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
19°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@