Terazili kız.

Yani bilinen adıyla, Themis.

Gözleri bağlı, bir elinde terazi diğer elinde kılıç olan adaleti temsil eden kız.

Peki, kimdir bu heykel ile ifade edilen şahıs?

Adalet kavramının kişiselleştirilmiş biçimi olan Themis, Yunan mitolojisinde gökyüzünün hâkimi olarak kabul edilen, Uranüs ve toprağı yani yeri temsil eden ve tüm tanrıların atası olarak kabul edilen Gaia’nın kızı olan adalet ve düzen tanrıçasıdır.

Adalet ve düzeni temsil eden Themis, bir elinde terazi öteki elinde kılıç tutan gözleri bağlı bir bakire olarak simgeleştirilmiştir.

Elindeki terazi adaleti ve bunun dengeli şekilde dağıtılmasını, diğer elindeki kılıç adaletin keskinliğini, ayağının altındaki yılan toplumdaki kötülükleri ayağının altına alabilmesini, gözlerinin bağlı olması tarafsızlığını. (Ki, adalet dağıttığı kimseleri görmesin, taraflı davranmasın.)

Tek göğsünün açık olması ve beyaz kıyafeti, saflığı, korkusuzluğu, kimi kaynaklara göre bekâretini betimler.

Buradan da anlaşılacağı gibi Themis insanların özlem duyduğu ve olmasını istediği bağımsız, tarafsız, adaletin dengeli şekilde dağıtıldığı, caydırıcılığı olan hukuk düzeninin ifadesidir.

Neden heykel kadın figürüdür?

Kadın doğurgandır.
Hukuk daha birçok yeniliğe her zaman gebedir. Adalet sonsuz olmalıdır ve kadının doğurganlığı bunu simgeler.

Bu açıdan bakıldığında Adalet Tanrıçası’nın niye bir ‘kas yığını savaşçı gladyatör’ olarak tasvir edilmediği kolayca anlaşılır; Adalet narindir, nazenindir, güzeldir, duygusaldır.

Heykel evrenseldir ve dünyanın her yerinde aynıdır.

Türkiye hariç!

Her zaman olduğu gibi hariçten gazel okuyanlar ülkesi.

Bundan 4-5 yıl kadar önceydi. Anayasa Mahkemesine yolum düştü.

Binanın hemen girişine Themis heykeline benzetilmeye çalışılmış heykel yapmışlar.

Bir de isim vermişler heykele, “Anadolu Kızı…”

Themis’i de kendimize benzetmişiz.

Heykelin gözleri bağlı değil ve ayağında da şalvar(!) var… Bize gelince adaletin gözü açılmış.

Heykeli yanlış anlamışız sanırım…

Bu kadarıyla da bitmiyor…

Pazarcı kadın tipi var heykelde…

Köy pazarında elinde adalet terazisiyle elma armut, kabak, hıyar tartıp satıyor gibi.

Buna da şükretmek lazım eline çift kefeli tartı yerine elektronik terazi de verebilirlerdi…

Bir de elleyince gıdıklanacak gibi duruyor.

Diğer bir gariplik, gerçek Themis kızı zayıf cürümsüz bir şey olmasına rağmen “Anadolu Kızı” tam Türk erkeğinin kafasında yer alan ‘etli butlu hatun(!)’ şekli verilerek yontulmuş…

Yontucu kendine yontmuş…

Bizde adalet kerhanedeki mamanın elinden kurtulmuş bakire kızdır. E terazili kız kendisini kötü yola düşür(e)mediğimize şükretsin.

Eminim “taştan heykele, taş gibi hatun” diyenler de vardır.

Neyse lafı uzatmayalım…

Anadolu’da ‘dik kulaklı eşekler’ yerini, Mercedes’lere BMW’lere Audi’lere bıraktı ama bizde durum hala aynı…

Normatif hatların, biyografik sürekliliklerin, toplumsal sabitlerin bu kadar rahatça eğilip büküldüğü, “kitabına uydurulduğu”, yani her şeyin ‘oldurabildiği’ bir kabilede, bırakın adaletin a’sını, olsa olsa ‘ çukurların’ cünbüşü tesis edilebilir.

Çorum’a dönüş yolunda, Sungurlu Çorum arasında, birden aklıma, ‘Çorum ile Sungurlu’nun arası yaktı beni kaşlarının karası’ türküsü geldi. Bir de o türküyü en güzel söylediğine inandığım rahmetli Yıldıray Çınar.

Hey gidi Yıldıray Çınar hey.

Adalet mi, neydi ki o ? Fazla silkelememek lazım.

Biz, ‘ Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ dediğimizde kaybettik.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol