16.12.2014, 00:55 1851

ABİDİN DİNO’NUN KIZILBAŞ GÜNLERİ… -1-

Gazanfer ERYÜKSEL

Gazanfer ERYÜKSEL

Çorum, gerek Osmanlı gerekse Cumhuriyet döneminde sürgün illerinden biridir.
Sürgün cezası 13. 07. 1965 tarih ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un Geçici 2. Maddesiyle kaldırılmıştır.
Çorum’da yaşadığım dönemde Çorum’un sürgünleri arasında Refi Cevat Ulunay, Refik Halit Karay, Hüseyin Cahit Yalçın gibi isimlerin olduğunu biliyordum.
Konuyu derinlemesine incelemeye başlayınca Abidin Dino, Enver Gökçe’nin de Çorum sürgünleri arasında olduğunu öğrendim.
Refi Cevat, Refik Halit ve Hüseyin Cahit Çorum merkezde, Abidin Dino Mecitözü’nde, Enver Gökçe ise Sungurlu’da sürgün günleri yaşayan aydınlarımızdır.
Ahmet Rıfkı ve diğer sürgün Ali Rıza Sağman…
ANSAN (Antalya Sanatçılar Derneği) Edebiyat Komisyonu olarak Aralık ayında sonsuzluğa göçen sanatçılar üzerinde konuşurken 07 Aralık 1993’de Paris’te vefat eden ve İstanbul’da Aşiyan Mezarlığında toprağa verilen Abidin Dino’nun sürgün günleri üzerine konuşmak benim payıma düştü.
“Kızılbaş Günlerim”
“Kızılbaş Günlerim” adlı kitabın önsözünü yazan Ferit Edgü, Abidin Dino’nun ardında bıraktığı “kâğıtlar” arasında Çorum-Mecitözü sürgünü ile ilgili notlar bulur. Bu notları özyaşam öyküsü için almış, ancak “Kısa Hayat Öyküm” adlı kitapta kullanmamıştır. Ayrıca bu notlar, sürgünlük döneminin ilk durağı olan Mecitözü’ne gidişinden (1941) kırk yıl sonra kaleme alınmıştır.
Abidin Dino’nun sürgün yıllarının ikinci durağı ise ağabeyi Arif Dino’nun sürgüne gönderildiği Adana olacaktır. Adana'dayken Türk Sözü Gazetesi’ni yönetmiştir. "Kel" adlı bir oyun yazmış, ancak oyun hemen toplatılmıştır.
Abidin Dino’nun ağabeyi Arif ile birlikte sürgüne gönderilmesinin bir diğer deyişle “ikamete memur” olarak cezalandırılmasının sebebi Alman faşizmine karşı çıkmalarıdır. Avrupa’yı kana bulayan Alman faşizmine karşı çıkmak cezalandırılmak için yeterlidir.
Abidin Dino, ölümünden üç yıl önce, Paris’te France Culture radyosu için, şair dostu Andre Velter ile yaptığı uzun söyleşinin bir yerinde şunları söylemiştir.
“Günün birinde Anadolu’nun ücra bir köşesinde buldum kendimi. Sait Faik’in dediği gibi ‘haritada bir nokta’. Doğrusu harita üzerinde bulunması pek kolay olmayan bir yerde… Demiryollarının ulaşmadığı, ama olağanüstü halkı olan bir yöre… Tuhaflıklar beni izliyordu. Bu kez de bir tarikatın mensupları arasında bulmuştum kendimi. Halk dilinde daha çok aşağılayıcı bir anlamı olan ve kendilerine ‘Kızılbaş’ denen bir tarikat… Bu Kızılbaş dostlar beni hemen koruma altına aldılar.” (Kısa Hayat Öyküm, s. 101) (SÜRECEK)



ABİDİN DİNO
23 Mart 1913 İstanbul doğumludur. 1. Dünya Savaşı sırasında ailesi Avrupa'da seyahatte olduğundan, bir süre için Cenevre'de bulunmuş, bu nedenle çocukluğu İsviçre ve Fransa'da geçmiştir.
Abidin Dino ailesiyle birlikte 1925'te İstanbul'a dönmüştür. Robert Kolej'de öğrenim görmeye başlamış olsa da, sanata olan ilgisi nedeniyle öğrenimini yarıda bırakıp, ağabeyi şair Arif Dino'nun desteğiyle resim, karikatür ve yazı alanında kendini geliştirmeye başlamıştır.
İlk çizimleri Yarın gazetesinde, ilk yazıları Artist dergisinde 1930'lu yılların başında yayımlanmıştır. Bu yıllarda Nazım Hikmet'in şiir ve oyun kitaplarına kapak desenleri de çizmiş ve kendini çok genç yaşta "ressam" olarak kabul ettirmiştir.
1933 yılında "D Grubu" adlı sanat gurubunun kurucuları arasında yer almıştır. Bu grubun amacı, memlekette sanatın gelişmesini ve yayılmasını sağlamak, düşünce yanı ağır basan resimler yaparak, batıdaki çağdaş akımlarla boy ölçüşecek yenilikler getirmektir.
Aynı yıl "Ankara Türkiye'nin kalbidir" isimli belgesel filmi çekmek için Türkiye'ye gelen Sovyetler Birliği'nin ünlü yönetmenlerinden Sergey Yutkeviç bir sergide resimlerini görüp beğenir. Yutkeviç'in filmini izleyen Atatürk, kendisinden bir Türk gencini yetiştirmesine olanak olup olmadığını sorar. Böylece Yutkeviç, Dino'dan dekoratör ve ressam olarak çalışmak üzere kendisiyle SSCB'ye gelmesini ister. Dino, 1934 yılında sinema öğrenimi görmek üzere SSCB'ye gider ve 3 yıl kalır.
Üç yıl boyunca Leningrad'da Eisenstein ve Yutkeviç'in yanında makyajdan dekora, rejiden senaryoya tüm yönleriyle sinema eğitimi almıştır. Yutkeviç'in yönettiği Madenciler filminde çalışmış, 1937'de 2. Dünya Savaşı nedeniyle Sovyetler Birliği tüm yabancı öğrencileri geri gönderince Leningrad'dan ayrılmak zorunda kalmıştır.
Dino, Sovyetler Birliği'nden sonra Londra ve Paris'e gitmiştir. Paris'te ressam ve dekoratör olarak film çekim çalışmalarında bulunmuştur. Gertrude Stein, Tristan Tzara, Eisenstein, Andre Malraux ve Pablo Picasso gibi dönemin önde gelen sanatçılarıyla dostluklar kurmuştur.
1939'da Türkiye'ye dönen Abidin Dino, 1941'de arkadaşlarıyla Liman (Yeniler) Grubunu oluşturmuştur. Çeşitli dergilerde çizgi ve yazılarıyla halktan yana, gerçekçi bir sanat görüşünü savunmuştur. Çizgi ve desenlerin ön plana çıktığı resimlerinde işçi ve köylü tiplerini özgün bir üslupla işlemiştir. Başlangıçta Picasso'nun etkisinde kalan sanatçı, daha sonraları yapıtlarında özgün ve yerel bir senteze ulaşmıştır.
Yeniler Gurubu'nun Liman çevresindeki balıkçıları konu alan ilk sergisini açtığı 1941 yılında Abidin Dino, siyasi nedenlerle önce Mecitözü-Çorum'a, sonra Adana'ya sürgüne gönderilmiştir. Adana'da Türk Sözü gazetesini yönetmiştir. "Kel" adlı bir oyun yazmış, ancak oyun hemen toplatılmıştır. Çukurova'nın pamuk işçilerini konu alan resimler yapmış ve heykel ile ilgilenmeye başlamıştır. 1943 yılında dilci Güzin Dino ile evlenen Abidin Dino, sürgün sona erince İstanbul'a dönmüştür.
1952'de yurt dışına çıkış yasağı kalkınca kesin olarak Paris'e yerleşmiştir. Fransa, Cezayir, Amerika gibi değişik ülkelerde sergiler açmıştır. Fransa Plastik Sanatlar Birliği Onur Başkanlığı, New York Dünya Sanat Sergisi danışmanlığı gibi görevlerde bulunmuştur.
'İşkence', 'Atom Korkusu', 'Savaş ve Barış', 'Çıplaklar', 'Dört Kent', 'Dağ-Deniz' gibi birçok yapıtı çeşitli galeri, müze ve koleksiyonlarda yer almıştır.
Nazım Hikmet'in kendisine "Bana mutluluğun resmini yapabilir misin?" demesi üzerine ona şiirle karşılık vermiştir.
Zaman zaman Türkiye'de de kişisel sergiler açan Abidin Dino, 7 Aralık 1993 günü Paris'te yaşamını yitirmiştir. Cenazesi İstanbul'a getirilerek Aşiyan'da toprağa verilmiştir.
Kitapları Kısa Hayat Öyküm - Can Yayınları , Sensiz Herşey Renksiz - Can Yayınları - Sinan - Bir Düşsel Yaşamöyküsü - Can Yayınları , Yeditepe Öyküleri - Can Yayınları
Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
24°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 22 Eylül 2020
İmsak 04:56
Güneş 06:21
Öğle 12:38
İkindi 16:03
Akşam 18:45
Yatsı 20:04

Gelişmelerden Haberdar Olun

@