Bu köşemde yazmış olduğum 4. Sanayi Devrimi ile ilgili yazılarımı okuyan bir hemşehrim beni aradı ve böyle bir konuyu ele aldığım için tebrik etti. Bu arada, acaba bizim sanayici hemşehrilerimiz de bu Devrim ile ilgili önlemleri alıyorlar mı diye düşündürücü bir soru sordu.

Kendisinin sorduğu soruyu ben de sesli olarak kendi kendime sordum. “Acaba Çorum da dahil Türkiye 4. Sanayi Devrimine hazır mı?” Bu soruyu sorduğumda dosyama kesip koyduğum bir yazıyı hatırladım. Konuya açıklık getiren bu yazının konu ile ilgili kısımlarını sizlerle paylaşmayı istiyorum.

* * *

4.Sanayi Devrimi, Yapay Zeka, günümüzün en önemli meselesi olduğunu belirten Benyamor, Türkiye’de gerçekten 4. Sanayi Devrimi’ne hazır bir sektör olup olmadığını Dünya Ekonomik Forumu’nun teknolojiden sorumlu İcra Kurulu üyesi, Davos’un teknolojik beyni ve DEF’in San Francisco’daki 4. Sanayi Devrimi Merkezi’nin başındaki Murat Sönmez’e sormuş ve aşağıdaki cevapları almış (1).

- “Türkiye’yi bir yana bırakın dünyada henüz kimse 4.Sanayi Devrimi’ne hazır değil. Zira henüz ne olacağını kimse bilmiyor. Teknoloji iş dünyasının çok önünde gelişiyor. İş dünyası bu yapboza değişik açılardan bakıyor. Örneğin sürücüsüz bir aracın şehre etkisini ne olacak? İnsanlara etkisi nedir henüz bilmiyoruz”.

-“Hazır değiliz çünkü hep birlikte geleceğe yönelik etkisini ölçüp öyle ilerlemek zorundayız”

-“Eğitim ve becerileri geliştirmek işin başı. Şirket içindeki bilgi ve deneyimlerle, Ar-Ge ile yetinmeyin. Dünyada hızla gelişen teknolojileri izleyin. Ancak en önemli nokta şu: Sektörün teknolojik gelişmelerle topluma, insanlara etkisi ne olacak? İnsanlara etkisinden geriye giderek “akıllı ve etik” teknolojiyi daha hızlı uygulayabilirsiniz (Türk şirketlerine tavsiyeler)”.

-“4. Sanayi devrimi sadece bir teknik konu değil”

-“Hangi sektör olursa olsun enerji, ulaşım,otomotiv, tarım, sağlık, bankacılık vatandaşa olumlu etkisi ne olabilir meselesini ölçüp ilerlemek gerek ki buna insan odaklı tasarım deniliyor”.

-“Türkiye’nin önünde büyük bir fırsat var. Çünkü güçlü üretime ve ‘pırlanta’ gibi bir gençliğe sahibiz. Nesnelerin internetini satın alacağımıza kendimiz üretebiliriz”

* * *

Sönmez’in “Türkiye’yi bir yana bırakın dünyada henüz kimse

4.Sanayi Devrimi’ne hazır değil. Zira henüz ne olacağını kimse bilmiyor” cümlesi beni internette biraz daha bilgi edinmeye sevk etti. Bayram Ali Eşiyok’un konu ile ilgili birçok makalesine rastladım. Bu makalelerin önemli kısımlarını sizler için aşağıda özetliyorum ve değerlendirmeyi sizlere bırakıyorum.

-“Farklı sanayi devrimlerine, teknolojik çağlara özgü sanayileri aynı zaman diliminde yaşayan Türkiye, 1950’li 1960’lı yıllarda Sanayi 2.0 dönemine özgü ürünlerin (içten yanmalı motorlar, petro-kimya, kitlesel üretim teknikleri vs.) üretiminde henüz derinleşmeden Sanayi 3.0 olarak tanımlanan ve bilgisayar kontrollü tasarım, otomasyon vs. gibi teknoloji gerçekleri ile karşı karşıya kaldı. İçerisinden geçmekte olduğumuz dönem ise Sanayi 4.0 olarak tanımlanan ve endüstriyel robotların kullanımı başta olmak üzere, siber fiziksel sistemlere ve yapay zekaya dayalı gelişiyor.

Türkiye, önümüzdeki yıllarda iki (Sanayi 3.0 ve Sanayi 4.0) ve hatta yer yer üç sanayi (Sanayi 2.0) devriminin etkilerini bir arada yaşamanın çelişkilerini, gerilimlerini yaşayacak. Bir yandan uluslararası rekabet gücü kazanmak için Sanayi 4.0 olarak tanımlanan teknolojilere geçmek zorunda kalırken, diğer yandan mevcut (eski) teknik ve organizasyonlar ile üretimini sürdürmek isteyen gruplar arasındaki çelişkiler, çatışmalar daha da yoğunlaşacak” (2).

-“Sanayi 4.0’ün anahtar kavramlarından biri inovasyon. Teknolojik yenilik kapasitesini artıran ülkeler ve firmalar hızlı üretim ve gelir artışı sağlamanın yanında küresel ağlara eklemlenme kapasitelerini artırıp önemli avantajlar elde ediyor…

Yenilikler; süreç-yenilikler (process-innovations) ve ürün-yenilikler (product-innovations) olarak iki kategori altında toplanıyor. Süreç-yenilikler; girdi fiyatları sabitken, teknolojideki üretim birimi başına ortalama maliyetleri düşüren iyileşmeler olarak tanımlanıyor. Teknolojideki yeni ürünlerin (malların) üretilmesine olanak veren iyileşmeler ise ürün-yenilikler kapsamında inceleniyor. Ancak birçok durumda, maliyet düşürücü bir süreç yeniliği, aynı zamanda ürün bileşiminde değişiklik yaparak veya yeni ürünlerin üretilmesini olanaklı hale getirebiliyor.

Şimdi temel soruyu sormanın zamanı: Türkiye imalat sanayi inovasyon yapıyor mu? Sorunun yanıtı için biraz ampirizme başvurmak zorunlu… 2012-2014 dönemini kapsayan yenilik çalışmasına ilişkin bulgulara göre: İmalat sanayinde işletmelerin sadece %25.7’si ürün yeniliği yapıyor… Süreç yeniliği, yani maliyetleri düşürmeye yönelik teknolojik yenilik oranı ise %31.6 …

Uluslararası inovasyon ölçümü yapan Küresel İnovasyon Endeksi (Global Innovation Index) isimli çalışmanın 2015 bulguları incelendiğinde, en yenilikçi ülkeler sıralamasında İsviçre, İngiltere, İsveç, Hollanda ve ABD ilk beş sırada konumlanmış. Türkiye 141 ülke arasında 58. sırada yer almış. Türkiye’nin üzerinde Makedonya, Belarus, Vietnam, Katar gibi küçük ekonomiler bulunuyor.

Dünyanın 18. ya da 19.ekonomisi olan Türkiye’nin inovasyon söz konusu olduğunda 58. sırada yer alması, Türkiye ekonomisinin yapısal/bağımlılık sorunlarına işaret ediyor. Türkiye teknoloji üreterek ve yenilik yaparak uluslararası ticarete eklemlenmiyor… Küresel üretim ağlarına temel olarak yenilikçi olmayan ve teknoloji düzeyi düşük emek ve kaynak yoğun sektörler temelinde katılıyor. Türkiye tedarikçi ülke olma konumunu değiştiremiyor.

Ne yapmalı?

Aslında “ne yapmalı?” yerine, “nasıl yapmalı?” daha tercih edilebilir bir başlık olmalıydı. Ne yazık, henüz “ne yapmalı?” aşamasındayız. Türkiye’nin Sanayi 4.0 olarak tanımlanan ve giderek iktisadi ve sosyal alanlarda önemli alt-üst oluşlara neden olan/olacak gelişmelerin farkında olup olmadığından emin değiliz. Farkında ise buna uygun, bu dönüşümü önceleyecek hangi politika setlerinin hazırlandığını bilmiyoruz. Bildiklerimiz ise Sanayi 4.0’ün bileşenlerinden (Ar-Ge, eğitim, inovasyon, patent, yüksek teknoloji üretimi vs.) Türkiye’nin hiç de iç açı bir konumda olmadığı… “ (3)

-“ Yüksek teknoloji içerikli sektörler havacılık ve uzay, bilgisayar, elektronik, optik ve ilaç sektörlerinden oluşuyor. Yazının konusunu bu üç sektörde en yüksek pazar payına sahip ülkelerin belirlenmesi ve Türkiye’nin göreli pozisyonunun çözümlenmesi oluşturuyor.

Havacılık ve uzay sanayinde ABD’nin pazar payı aşınıyor…

Bilim ve teknolojinin en gelişmiş çıktılarını kullanan sektörlerin başında havacılık ve uzay sanayi geliyor. Ar-Ge faaliyetlerinden, temel araştırmalardan ve inovasyondan beslenen havacılık ve uzay sanayi pazarına ABD başta olmak üzere diğer metropol ülkeler hakim. 2014 yılı itibariyle sektörde ABD’nin ihracat pazar payı %32.51. ABD’yi %17.61 ile Fransa, %13.11 ile Almanya ve %9.25 ile İngiltere izliyor. Türkiye’nin dünya pazar payı ise sadece %0.22.

Bilgisayar, elektronik ve optik pazarına Çin hâkim

Yeni bir tekno-ekonomik paradigma olarak Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) sektörünün bilgisayar, elektronik ve optik pazarına önemli ölçüde Çin hakim. 2014 yılında Çin’in pazar payı %27.55. Çin’i %8.14 pazar payı ile ABD izliyor. %5.96 pazar payına sahip Güney Kore’yi teknolojide önemli gelişmeler sağlayan Singapur takip ediyor. Türkiye’nin bilgisayar, elektronik ve optik sanayinde ihracat pazar payı yok gibi… %0.12.

İlaç pazarının iki hâkim aktörü: Almanya ve İsviçre

Bilim ve teknolojinin içselleştiği yüksek teknoloji içerikli ilaç sektörü pazarına Almanya ve İsviçre hakim. 2014 yılında Almanya’nın pazar payı %14.95. Almanya’yı %12.33 ihracat pazar payı ile İsviçre, %9.64 pay ile Belçika ve %8.81 pay ile ABD izliyor. 2000-2014 arasında Almanya, İsviçre ve Belçika’nın ihracat payları artarken, sadece ABD’nin (diğer üç sektörde de olduğu gibi) ihracat pazar payı aşınmış. Türkiye’nin dünya pazar payı ise sadece %0.16.

ABD sadece havacılık ve uzay sanayinde lider ülke. ABD, BİT’ teki üstünlüğünü Çin’e, ilaçta ise Almanya’ya kaptırmış. Kısaca, ABD yüksek teknoloji içerikli sektörlerde pazarlarını kaybediyor… Hegemonyası giderek sarsılıyor. Çin’in nefesini ensesinde hissediyor…

Sonuç olarak, havacılık-uzay ve ilaç sanayinde gelişmiş ülkelerin hakimiyeti izlenirken, bilgisayar, elektronik ve optik sektöründe Çin’in artan etkinliği söz konusu. Türkiye ise bu üç temel/yüksek teknoloji içerikli sektörde “var olmanın dayanılmaz hafifliği”ni yaşıyor… Üretemiyor, ihracat yapamıyor ve dünya pazarlarında istenen düzeyde pay alamıyor.” (4)

İstanbul, 13 Mayıs 2019

Kaynaklar:

(1) Gila Benyamor, “ Davos’un teknolojik beyni Murat Sönmez Hürriyet’e konuştu: 4. Sanayi Devrimi’ne kimse hazır değil! “, Hürriyet, 27.1.2018

(2) https://www.herkesebilimteknoloji.com/ekitap/turkiye-sanayi-4-0a-hazir-mi

(3) https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bayram-ali-esiyok/aziz-sancar-inovasyon-imalat-sanayi-ne-yapmali

(4) https://www.herkesebilimteknoloji.com/yazarlar/bayram-ali-esiyok/yuksek-teknoloji-ihracatinda-turkiye

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155