30.08.2012, 00:00 244

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI

Dursun KAPLAN

Dursun KAPLAN

Büyük Milletimizin dini olduğu gibi, Milli bayramları da vardır. Bayramlarımız; milletce büyük bir heyecan ve coşku ile kutladığımız, milli birlik beraberlik ve kardeşlik duygularımızın doruğa ulaşarak perçinleştiği, sevinç ve neşe günlerimizdir.

Milli bayramlarımız, milletimizin şerefli tarihindeki önemli olayların yaşandığı günlerdir. 30 Ağustos zafer bayramı da, Anadolu insanının hürriyet ve istiklalini kazandığı bir zafer günü olması sebebiyle, her sene çeşitli etkinlik ve törenlerle kutlanan milli bayramlarımızdan birisidir.   

Büyük önder Atatürk’ün öncülüğünde, Anadoluda başlatılan Kurtuluş Savaşı başarılarla devam etmiştir.Büyük Atatürk, düşmana son darbeyi vurmak, onu bir daha geri dönmemek üzere bu mübarek topraklardan söküp atmak ve tamamen yok etmek için, sonderece  cesur bir karar alarak, 26 Ağustos  1922 yılında, kendi baş kumandanlığında büyük bir taarruz başlatmıştır. Bu taarruz, beşinci gününde yani, 30 Ağustosta Dumlupınarda zaferle sonuçlanmıştır.

30 Ağustos; ilk defa1923 yılında Ankara, İstanbul,İzmir ve Afyonkarahisarda kutlanmaya başlanmış, 1935 yılında TBMM de alınan  bir kararla da,  resmen  Zafer Bayramı olarak kabul edilmiş ve resmi tatil olmuştur.

Şanlı tarihini, altın sayfalarla süsleyen aziz milletimizin, unutulmaz zaferlerinden biri olan 30 Ağustos Zafer Bayramı, hürriyet ve istiklalimizi kazandığımız bir zafer günüdür dedik. Bu asil mücadele, İstiklal şairimiz Mehmet Akif in dilinde,

“Garbın afakını sarmışsa, çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi, serhaddim var” dizeleriyle en güzel bir şekilde ifadesini bulmuştur.

Evet, milletimiz ve onun bağrından çıkan kahraman ordumuz, sarsılmaz imanı ve eşsiz cesareti  sayesinde, tarih boyunca savaş meydanlarında her zaman kendisinden, askeri araç gereç ve sayıca çok üstün olan düşmanlarına karşı, büyük kahramanlıklar göstererek, nice parlak zaferlere imza atmıştır.

İşte 30 Agustos Zaferi de bunlardan birisidir.Öyle ki, çeşitli savaşlardan çıkmış, yorgun, yoksul ve bitap düşmüş, düzenli ordusu dağıtılmış, elinden silahları alınmış ve vatanının çeşitli sitratejik noktaları düşmanca işgal edilmiş olan büyük Milletimizin, böyle  bir dönemde, yedi düvelin destekleyerek üzerimize saldığı, maksadı  önce ege ve Marmara bölgelerini alarak, bütün Anadoluyu işgal etmek olan ve Polatlıya kadar ilerleyerek top seslerini başkentimiz Ankara’ya kadar duyuran düşmana, son darbenin vurularak, topraklarımızdan ebediyyen sökülüp atıldığ en parlak zaferlerimizden birisidir.

Yüce Dinimiz, insanlığın barış ve esenliğini esas almıştır. Zaten İslam kelimesinin bir anlamı da barıştır. Barışı esas alan İslam Dini, vatan topraklarının, düşman işgali tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında, savaşı mukaddes bir vazife saymıştır. Bu sebeple şehitliği ve gaziliği, Müslümanlar için büyük bir şeref kabul etmiştir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), şehitlik mertebesinin yüceliğine işaret eden bir hadis-i şerifinde; “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşıp şehit olmayı, yine diriltilip şehit olmayı, tekrar diriltilip şehit olmayı isterim. ” (Buhari, Cihad, 119,V, ll) buyurmuştur.

Şerefli bir hayat, gerektiğinde vazgeçilmez değerler uğrunda canı feda etmeyi göze almakla olur.  Nitekim Yüce Allah, Kur’an’da şehitlik arzusunu yitirenler için; “Ne oluyor size ki, Allah yolunda savaşa çıkın denildiğinde yere çakılıp kaldınız. ”(Tevbe Suresi, 38) buyurarak, din ve vatan savunmasına katılmayanları ikaz etmektedir. Sevgili Peygamberimiz de, bu anlamda;“Bir kimse savaşa gitmeyerek veya şehit olma arzusunu gönlünden geçirmeden ölürse,bir çeşit nifak üzere ölür.”( Müslim, İmare, 47, Hadis No: 1910) buyurarak şehitlik ile iman ilişkisine dikkat çekmiştir.

İnsan için en kıymetli şey canıdır.Milletimiz için candan da aziz bir şey daha  vardır, o da vatanıdır.Vatan tehlikedeyse milletimizin fertleri, onun uğruna canlarını severek verirler. Milli şairimizin dediği gibi; “ Kim bu cennet  vatanın uğruna olmaz ki feda. Şüheda fışkıracak toprağı, sıksan şüheda. Canı,cananı bütün varımı alsında Hüda. Etmesin tek beni  vatanımdan dünyada cüda.”

Milletimiz için şehitlik ve gâzîlik, vazgeçilmez bir tutkudur. İstiklal Savaşının ve Büyük Taarruz’un Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, Müslüman milletimizin savaş meydanındaki cesaretini, azmini ve kahramanlığını, şöyle anlatır: “Karşılıklı siperler arasında mesafemiz, sekiz metre idi. Yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler, hiç biri kurtulamadan kamilen şehit düşüyor. İkinciler onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Şehit olanı görüyor, üç dakika kadar sonra şehit olacağını biliyor, en ufak bir fütur bile getirmiyor. Sarsılmak yok. Okuma bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim, Cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şehadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki imanın ve ruhun kuvvetini gösteren, şayan-ı hayret ve şayan-ı tebrik bir misaldir.” (canakkalesavaslari.comu.edu.tr)

Otuz Ağustos’un muzaffer komutanı ve en büyük Mehmetcik olan, Mustafa Kemal Atatürk, göğsü iman dolu, kahraman bir Mehmetçikle ilgili olarak, Ruşen Eşref Günaydın’la yaptığı bir söyleşisinde bakın ne diyor: “Sakarya savaşları sırasında cephede bir astsubayın, bir eri azarladığını gördüm. Sebebini sorunca astsubay; “Komutanım! bu er matarasında ki içme suyu ile abdest alıyor, içecek suyu kalmıyor” dedi. Ben, astsubayın matarasını aldım. Ondaki suyu dökerek, ere abdest aldırdım. Yani erin abdest suyunu ben döktüm. Mehmetçik suyu benim dökmemi istemedi. Ben ısrar edince de, utana sıkıla abdestini aldı. Astsubaya; “Bu asker az sonra şehit olmaya hazırlanıyor. Allah’ın huzuruna abdestli gitmek istiyor. O, içecek suyunu abdest için kullanıyor. Bir daha böyle durumlarda abdest alanlara mani olmayın dedim.”

Bilinmelidir ki; Gazi Mustafa Kemal’in, Atatürk olmasını sağlayan, Atatürkü dünyayı kendisine hayran bırakan büyük bir komutan yapan ve mehmetciği de böyle komutanların peşinde zaferden zafere koşturan da işte bu ruhtur,  bu inançtır,  bu imandır.

Peygamber Efendimiz bir hadislerin de, Allah (c.c) cennetliklere; “Benden bir isteğiniz var mı?” diye sorar. Cennetlikler; “Ya Rabbi! Burada her vaad ettiğine ulaştık artık. Bir şey istemiyoruz” derler. Yüce Allah (c.c) “İsteyin ne istersiniz?” deyince,cennetlikler; “Ya Rabbi! Bizi yeniden dünyaya göndermeni, orada şehit olup, buraya şehit olarak  gelmemizi isteriz” dediler. Bu durum “Şehitlerin cennetteki yüksek makamlarına, diğer cennetliklerin gıpta etmelerindendir” buyurmuştur. 

İşte bu nedenlerle, ecdadımız yokluklar içinde ve en ağır şartlar altında, yedi düvele karşı, tarihte benzeri görülmemiş 30 Ağustos  destanını yazmıştır.

Bu bakımdan 30 Ağustos Zaferi, milletimizin asla esir edilemeyeceğini; semaları süsleyen bayrağımızın gönderden indirilemeyeceğini ve gök kubbeyi çınlatan ezan seslerinin dindirilemeyeceğini, bütün dünyaya ilan eden kutsal bir zaferdir.

Anadolu insanı bu zaferi; türküyle, kürdüyle, lazıyla, çerkeziyle, gürcüsüyle,boşnağıyla, sünnisiyle,alevisiyle,bir bütün olarak kazanmıştır. Biz millet olarak vatanımızı bunun için severiz. Peygamber efendimiz; “Vatan sevgisi imandandır” buyurmuştur.Vatan sevgisi deyince de biz, Namık Kemal’in dediği gibi sadece toprak sevgisini değil, aynı zamanda üzerinde yaşayan insanların sevgisini de anlarız. Yani biz hem vatanımız olan Anadoluyu ve hemde onun üzerinde yaşayan insanlar olarak, bir birmizi severiz. Millet deyince, bu  unsurların hepsini kasdederiz, vatanımız deyince  de,hepimizin vatanını, yani  cennet vatanımız Anadolumuzu anlarız.Çünkü; vatanımızın toprakları hepimizin kanıyla sulanmış, hudutları da hepimizin kemikleriyle çizilmiştir.

Dün yedi düvel dediğimiz düşmanlarımız,ecdadımızın karşısında bir ve beraberdi. Biz de Anadolu insanı olarak onların karşısında bir ve beraberdik. Bu gün onlar yine karşımızda; bizi bölmek, bizi parçalamak, bizi birbirize kırdırmak, vatanımızı işgal ve milletimizi tutsak etmek, bizi ırak ve suriyenin durumuna düşürmek için, bir ve beraberler. O halde, bizim  de Anadolu insanı olarak, onların karşısında bir ve beraber olmamız gerekmez mi? Öyle ise; bu günkü, ayrılıklar,gayrılıklar,dağınıklıklar, birbirimizi ötekileştirmeler neden?

Gelin dostlar; “Allah’ın ipi durumunda olan Kur’an’ı Kerime ve O’nun hükümlerine sımsıkı sarılalım. Kelime-i Şehadet olan ortak paydamızın etrafında kenetlenerek,bir olalım,  beraber olalım,iri olalım,diri olalım, birbirimizden kuvvet alalım, düşmana sarsılmaz bir kuvvetle karşı duralım, her türlü fitneyi,fesadı, terörü aramızdan ve Anadolumuzdan yine kovalım. Düşmana, aradığı fırsatı vermeyelim.Dostu gücendirmek pahasına, düşmanı halimize güldürüp sevindirmeyelim.

Bu vesile ile, bütün şehitlerimize ve Rahmet-i Rahmana kavuşan gazilerimize Allah’tan rahmet, hayatta olan gazilerimize, sağlık, sıhhat ve mutluluk, şehit ve gazi yakınlarına da sabr-ı cemil ve ecr-i cezil ihsan etmesini niyaz ediyorum.

Bugün yıldönümünü kutladığımız Zafer Bayramımız hayırlı olsun. Nice 30 Ağustoslara, hep birlikte beraberce.

Selam, saygı ve dua ile.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner255
banner133
19°
parçalı az bulutlu
banner303
banner364
Namaz Vakti 26 Eylül 2020
İmsak 05:01
Güneş 06:25
Öğle 12:37
İkindi 15:58
Akşam 18:38
Yatsı 19:57

Gelişmelerden Haberdar Olun

@