TARİHE KISA BİR BAKIŞ
Ermeniler Osmanlı Devleti içinde millî, dinî ve geleneksel bütün vasıflarını rahat ve huzur içinde yaşamışlar, anadillerini, dinlerini, Ermeni kimliklerini ve geleneklerini zerre kadar kaybetmemişlerdir. Bunun için Osmanlı Yönetimine ve Türklere şükran borçları vardır.
Eğer Türkler Avrupalı gibi (İspanya- Portekiz, İngiltere ve Fransa gibi) yapsa idi 800 sene gibi uzun bir zaman diliminde, Anadolu’da kendine ‘Ben Ermeni’yim veya Rum’um’ diyecek bir tek kişi kalmazdı ve böyle bir ihanet ve isyan olayı da başımıza gelmezdi.
*
Türklerin hoşgörüsünün en büyük ispatı, sadece Ermeniler değil, hiçbir azınlığın, dilini, dinini, kimliğini ve kişiliğini, kaybetmemesi ve hâlâ TÜM ÖZELLİKLERİ İLE var olmasıdır. Bu gün hâlâ kendi hayatlarını huzur içinde yaşıyorlar.
Osmanlı Devletinde hiçbir dönemde, Ermenilere ve diğer bütün azınlık (3) cemaatlerine veya herhangi bir zümreye asla ve asla ihtida (4) uygulanmamıştır. Hâlbuki dünya tarihinde çok net ve aşikâr bir gerçek vardır. Lâtin Amerika, Avustralya ve binlerce Okyanusya adalarına bakın, Avrupalı nereyi işgal etti ise, nereye adımını attı ise ilk işleri derhal orada yaşayan halkın dilini, dinini, âdetlerini (5) tamamen imha etmektir. Ve etmişlerdir. Öyle ki artık o bölge insanları, öz kimliklerini, ana dillerini ve dinlerini hatırlamamaktadırlar. İşte jenosittir budur.
Dünya gerçekleri böyle iken, Ermeniler, son derece rahat ve huzur içinde yaşadıkları Osmanlı Devletine isyan ve ihanet suçu işlemişlerdir. Bu isyan ve ihanetin sebebi ve gerekçesi tamamen Avrupa faşizmi, Avrupa sömürgeciliği ve Anadolu’nun işgali için Ermenilerin kullanılmasıdır.
Ermeni meselesi 1915 de başlamış değildir. Çok daha gerilere gitmektedir. Karlofça Antlaşması(1699) ile ilk kez toprak kaybeden Osmanlı İmparatorluğunun zayıflama ve gerileme dönemine girdiğini biliyoruz. 1789 Fransız ihtilâlı ile tüm dünyada milliyetçilik akımının başladığını biliyoruz. Avrupa’nın Sanayi Devrimine girdiğini, Osmanlı İmparatorluğunun hâlâ tarım memleketi olduğunu da biliyoruz.
Yalnız bunların hiçbiri Ermenilerin ayrılıkçık, ırkçılık yapmalarına sebep olmamıştır. Ermeni cemaati, geri kalmamızdan rahatsız olan; ülkenin toparlanması ve güçlenmesi için çalışan tam mânâsıyla OSMANLI olan bir tebaa idi. Aynı zamanda okur-yazar oranı Müslim tebaadan daha yüksektir. Ticaret tamamen %100 onların elinde olduğundan zengin zümre yine Ermenilerdir. Zengin ve rahatı yerinde olan hiç kimse bu rahatını ve huzurunu kaçıracak bir riske girmez. Genelde kaybedecek pek fazla şeyi olmayanlar isyan eder.
Ermeniler dâhil Rumlar ve Yahudiler Müslim tebaadan kat be kat zengindir. Rahatta ve huzurdadır. Hem parasal olarak hem kültürel olarak gayrimüslimler elit tabakadır.
Öyleyse isyan ve ihanetin sebebi nedir?
Tek sebep vardır, Osmanlı Devleti geri kalmıştır. Devlet olarak çok ciddi yoksulluğa düşmüştür. Bunu fark eden Avrupa her yönden saldırıya geçerken (ki buna çoğul olarak SON HAÇLI SEFERLERİ diyebiliriz) bir yandan da Orta Doğu ülkelerine ve Anadolu’ya yüzlerce misyonerler göndermiştir. Bunlar Osmanlı içindeki bütün ırk ve mezhepleri devlete karşı kışkırtmaya başlamışlardır.
1810 da İLK KEZ Kıbrıs’ta Ermenilerle bir toplantı yaparak, onları Osmanlı Devletini içten bölmek için örgütleyen İngilizlerdir. Onların ırkçı damarlarını coşturup ayrı devlet kurmaları yönünde kışkırttılar ve HASTA ADAM Osmanlı’nın yıkılacağına inandırdılar. Her türlü silâh ve para yardımı yapacaklarını ve ayrı bir devlet kurabileceklerini vaat ettiler. İşte bu aşamada, 1812 yılında Kıbrıs’ta ilk kez bir gece baskınıyla yedi Türk öldürüldü.
1821 Mora isyanı bütün gayrimüslim tebaayı etkiledi. Osmanlıyı yıkmak isteyen Avrupa’ya da büyük ümit verdi. Ermeniler, 1877 de (93 Harbi ile) Kafkasya’da resmen düşmanla (Rusya ile) işbirliği yaptılar. Osmanlı bu savaşta yenildi ve çok büyük bir bölge elinden çıktı. Rusların işgal ettiği büyük bir coğrafyada, Ermeniler; daha önce kendilerine bir fiske bile vurmamış, birlikte bin yıldır kardeşçe yaşadıkları sivil ve silâhsız Türk ve Müslüman ahaliyi (Ermenistan kuracağız diye) imha amaçlı öldürdü ve topraklarından sürgün ettiler. Ne yazık ki, bu sürgün ve soykırım 1917 Bolşevik isyanına kadar 40 sene devam etti. Kırk yıl içinde bu bölgede yaşayan Türk nüfusu %60 ile %100 yok edildi. İleriki sayfalarda bu nüfus hareketlerini göreceksiniz.
1917 de Bolşevik isyanı çıkınca Ruslar çekilip giderken, bütün silâhlarını Ermenilere bıraktılar. Zaten bölgede Ermeniler egemen, Türkler esir idi.
–a-550-600.000 Anadolu Ermenisi
–b- 550-600.000 Ermenistan Ermenisi
–c-Dışarıdan gelen komitacılar,
Hepsi birleşmiş ve bölgede Türk bırakmamışlardır.(Haritaya bakınız)
-/-/-/-/-

Haritanın açıklaması:
(A) Bölgesi:1877-1921 arası 45 sene Rusya’nın işgali ve idaresinde kalan bölge. Ruslarla ittifak eden Ermeniler, bu bölgede yaşayan dört (4) milyon civarında Türk/ Müslüman'ın % 80 ini soykırım ve sürgün ile yok ettiler. 1917 yılına kadar bu bölgede yaşayan 550-600.000 (1877 den sonra bu bölgeye getirtilen Rusya Ermenileri, Ukran, Ulah, Rus ve Avrupalı komitacılar) civarında Ermeni'den bir tane dahi öldürülmedi. Çünkü bu bölgede egemen ve silahlı olan zümre Ermeniler ve Ruslar idi. idi. Türkler hem silâhsız hem esir idi. Ermeniler, kaçan Türkleri dahi rahat bırakmayıp yolda yakalayıp öldürüyordu. İki milyondan fazla Türk bu bölgede soykırıma uğramıştır.
(B) Bölgesi: 550-600.000 Ermeni'nin yaşadığı İç Anadolu’ bölgesi.
----------------------------------------
( 3) Burada kullanılan ‘azınlık’ ifadesi yanlıştır. Osmanlı Devletinde ‘azınlık’ anlayışı yoktur. Tebaa (tâbi olma-mensubiyet- vatandaşlık) anlayışı vardır. Devletine bağlı, kanunlara saygılı herkes eşittir. Öyle ki adalet önünde padişah, vezir ve halk ayırımı bile yoktur. Bu günün Milletvekilleri gibi “(DOKUNULMAZLIK gibi bir tanrısallık yoktur. Kadı, vezir veya paşa suiistimal yaptı mı kelle gider)” Hiç bir zümre diğerinden üstün değildir. Osmanlıda kimse ikinci sınıf değildir. Osmanlı Devletinde az biraz üstün olan zümre inanmayacaksınız ama millet-i sâdıka unvanı ile ERMENİLERDİR. Halk din yönünden Müslim ve gayrimüslim olarak iki büyük kitledir. Bu fark sınıf farkı olmayıp; ibadet farklılıklarından kaynaklanmaktadır. Ve her inanç mensubuna eşit özgürlük verilmiştir. Amerika hâlâ bu şuura, bu anlayışa gelememiştir.
( 4)İhtida; halkın zorla dilini ve dinini değiştirtmek. Avrupa bu vahşi ırkçılığı her yerde yapmıştır. Müslümanlıkta “Dinde zorlama yasaktır” Osmanlı Devleti bu yüzden kimseye “müslüman ol” baskısı yapılmamıştır. Halkın kişisel teklifleri, kişisel kabuller hariç. Selâhattin AYDEMİR -DÜNYANIN EN BÜYÜK YALANI: SOYKIRIM- sayfa. 49 Zembilli Ali Efendi. Truva Yayınları- 2013 İst.
( 5) Hüdavendigâr ONUR-Millet-i Sadıka’dan -HAYK’IN ÇOCUKLARINA ERMENİLER – sayfa. 24 Edille Yayınları -1998
(SÜRECEK)