Askeriyenin acil ihtiyaçları aşırı sert boyutlar kazandı. Özellikle Ermeni nüfusun ellerinde ki malların büyük kısmının alınmasını sağladı. (Yazar tüm halka yapılan uygulamayı özellikle Ermeniler diyerek çarpıtıyor) Hükümetin yaygın provokasyonları (Devletin olağan üstü hâl gereği hakkı ve hukuku olan işleme yazar provokasyon diyor) bu sırada bazı Ermenilerin kendilerini yağmalayan jandarma ve askerle çatışması, zorlukları şiddetlendirdi. (Jandarmayı yağmacı yaptı-Yazar yine çarpıtıyor) Bu arada tecrit edilmiş Ermeni grupları zaman zaman sabotaj eylemlerine giriştiler. (Tecrit edilmiş demekle neyi kastetti acaba? Yani tecrit edildikleri için Ermeniler zaman zaman yani bazen sabotaj eylemleri yapmışlar! Yazar utanmasa Ermeniler bir melek idi diyecek) Bu huzursuzluk Dâhiliye Nazırlığının 24 Nisan 1915 tarihli emriyle yüksek noktaya ulaştı. (1) İttihat’a karşı olduğundan veya milliyetçi duygular taşıdığından kuşkulanılan bütün Ermeni siyasal ve cemaat liderleri tutuklandı. Sadece İstanbul’da tutuklananların sayısı 2345 idi ve sonunda idam edildi”, diyor.
İster inanın ister inanmayın.
Düvel-i Muazzama’nın şahin gibi tepemizde dikildiği, Osmanlı meclisinde çıkacak kanunlara bile müdahale ettiği dönemde, 2345 Ermeni CEMAAT LİDERİ (yani bunlar barış melekleri galiba) idam ediliyor. Avrupa da buna susuyor. Bu yalana aklı başında ve azıcık tarih bilen kimse inanmaz.
*
ŞİMDİ DÜŞÜNELİM
Bay DADRİAN, 2345 kişiye siyasal ve cemaat lideri diyor. Eşkıya, çeteci, terörist, _si demiyor. İdam sebebi neymiş dikkat ettiniz mi? İttihat’a karşı olduğundan veya milliyetçi duygular taşıdığından idam. Suça bakın. “Duygu taşımak” Yani Ermeniler uslu uslu oturuyor. Devletin işi gücü yok. 11 cephede savaş mavaş yapmıyor. Asker boş boş oturuyor. Padişahın canı sıkılmış, iş arıyor. Gidin iki- üç bin Ermeni'yi tutuklayın diyor. Eee bir suç bulması lâzım, milliyetçi duygular taşıyorsunuz. Bu suçtur ve cezası idam ediyor. Var mı böyle komik bir şey?
Yazarın iddia ettiği 2345 (2) liderlerin 10 ar elemanı olsa sadece İstanbul’da 2345x10=23450 eleman eder. 23450 eleman+2345 lider=25795 kişilik muazzam bir silâhlı güç oluşmuş demektir. Onlar bu örgütlenmeye 25795 üyeli bir hayır cemiyeti diyebilir. İsteyen de inanabilir.
Bu hayır cemiyeti, İstanbul’da bu kadar örgütlenmiş ise, Anadolu’da ne kadar örgütlenmiştir varın siz hesap edin. Yapabileceklerini de düşünün.
*
*
24 NİSAN ERMENİLERİN TEK TUTKALIDIR
24 Nisan 1915 sadece İstanbul’da cinayetler işleyen, isyan eden bazı Ermenilerin tutuklanmasına dair kanun çıkarılan ve tehcir kararı verilen bir tarihtir. 24 Nisanda ölen bir tek Ermeni yoktur, tehcir hiç değildir. Zira tehcir bu tarihten 45 gün sonra başlamıştır.
Ermeniler, tarih boyunca hep birilerinin emri altında yaşamış ve hiçbir zaman bir devlet kurmamışlardır. Bizans zulmü altında çile çekerken daha mülayim ve hoşgörülü Müslüman Türklerle kendi istekleri ile dost olmuşlardır. Bu yüzdendir ki 800 sene Türk toplumu içinde en iyi konumda yaşamışlardır. Türklerle 800-900 sene karşılıklı olarak gelenekleri, kültürleri, atasözleri, âdetleri, yemekleri bile birbirine karışmıştır. Asırlar boyu karşılıklı olarak çok güzel yaşamışlardır. Kimsenin kimseye ırk ve din baskısı olmamıştır. Bu rahatlığın sayesinde Ermeniler Anadolu’nun her tarafına dağılmışlar ve huzur içinde yaşamışlardır. Anadolu’da hiçbir bölgede %20 dan daha fazla bir yoğunlukta bulunmamışlardır. Ermeni köyleri (3) diye hususen yerleştikleri köyler hariç. Anadolu genelinde ortalama alındığı zaman Ermeni nüfusu resmî ve ciddi kayıtlara göre % 7 dir. (4) Hadi %10 olsun. Bu yüzde oranına bakarak hesaplarsanız Ermenilerin toplam nüfusunun tüm Anadolu’da 1100,000- 1200,000 taş çatlasa 1250,000 olduğunu görürsünüz. Yani nereden bakarsanız bakın, ne tarafa çevirirseniz çevirin Ermenilerin 1,5 milyon nüfusu yok. Bunun yarısı 1917 ye kadar Rus işgal bölgesinde yaşıyor. Tehcir olması veya ölmesi imkânsız. Bunun için Ermeni iddiaları “Dünyanın en büyük yalanıdır” diyoruz. Bunun için Guinness rekorlar kitabına girmeli diyoruz.
Bunu şunun için arz ettik.
Aslında Ermeniler uyumlu bir millettir. Anadolu’nun her bölgesine yayılmışlardır. Hangi bölgesinde yaşıyorlarsa o bölge insanları ile kaynaşmışlardır. Huzur içinde Ermeniliklerini yaşamışlardır. Osmanlı yönetimi kimseye karışmadığı için, cemaatler- toplumlar da (biz azınlık demeyiz- bizde azınlık kavramı yoktur) birbirine karışmamıştır.

KAYNAKLAR:
(1) Çete eylemleri ve Ermeni isyanları 24 Nisan kararlarını aldırdı demiyor, 24 Nisan kararları huzursuzluğu yüksek noktaya taşıdı diyor. Hâlbuki gerçek şöyle; 1877 de (93 Harbinde) Osmanlı Devleti, Rusya’ya mağlup oldu. Doğu Anadolu’da geniş bir bölge Rusların eline geçti. (Sayfa 69 haritaya bak)1917 yılına kadar zaten Rus işgalinde kalan bu topraklarda Ermeniler sonsuz derecede imkâna sahip idi. Türkler ise bütün hakları elinden alınmış esir idiler. Bu bölgede Ermeniler Türklere güle oynaya zulüm, vahşet, soygun, sürgün ve soykırım yaptılar. Osmanlı Devletinin 1917 yılına kadar bu bölgede yaşayan bir tek Ermeniye bile dokunması mümkün değildi. Türklere sahip çıkması da mümkün değildi. Orta Anadolu’da yaşayan 550,000- 600,000 Ermeniden 430.000 ni tehcire tâbi tutuldu. 150.000 -200.000 ni zaten hiçbir yere gitmedi. Çünkü iç çatışma bölgesinde değildiler. Şimdi soruyorum, 1,500.000 Ermeni nerede ve nasıl öldü?
Cevabını da vereyim. Evet, ölen Ermeni var. Nerede var? 1917 de Ruslar (A) Bölgesini terk edince, 40 yıldır Rus işgalinde ve Ermeni zulmünde kalan bu bölgeleri ve Türk halkını kurtarmak için yapılan ERMENİ-TÜRK savaşında ölen Ermeniler var. Elbette ki Ermenilerin de öldürdüğü Türkler var. Bu iç çatışma olmayıp resmen bir savaştır. Ermeni de ölür, Türk de. Ne soykırımdır, ne cinayet.
Ve nihayet 3 Aralık 1920 de GÜMRÜ Antlaşması yapılıp karşılıklı barış ilan edilmiştir. Türkler Gümrü Antlaşması ile defteri kapatmış barışı bozacak hiçbir şey yapmamıştır. Hiçbir surette Ermenilerin aleyhine konuşmamıştır. Ders kitaplarına bir satır koymamıştır. Ne yazık ki Ermeniler bu gün dahi devam eden suikast, cinayet ve iftiraları ile savaşı yüz yıl geçmesine rağmen sürdürmektedir. Olay budur.
(2) Bütün kaynaklarda bu rakam 234 dür. Ermeniler ölen ve yaşayan Ermeni nüfusunu daima 10 ile çarparak ilan ediyorlardı.
(3) Osmanlı Devletinde, savaşlar ve sürgünler yüzünden yerleşim tam mânâsıyla oturmuştu denemez. Dışarıdan gelen göçler ve içerden olan göçlerde, devlet her grubu aynen ve bozmadan toplu olarak müstakil bir yere yerleştiriyordu. Bir köy tamamen Kürt köyü, bir köy tamamen Alevî köyü, bir köy tamamen Ermeni köyü oluyordu.
(4).Prof. Dr. Kemâl H.KARPAT- (1830-1914) Osmanlı Nüfusu-Timaş Yayınları 2010
(SÜRECEK)

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol