Marmara Grubu Vakfı tarafından uluslararası alanda kabul gören bir prestij birlikteliği olarak tanımlanan Avrasya Ekonomi Zirveleri'nin yirmi ikincisi 6-7 Şubat 2019 günleri İstanbul'da başarıyla tamamlandı. Bu Zirve’de sunulan tüm tebliğleri ve yapılan tüm konuşmaları burada özetlemem mümkün değil. Bugünkü yazımda Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in açılışa gönderdiği ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Prof.Dr. Ali Hasanov tarafından okunan mesajını ve Vakfın Başkanı Dr. Akkan Suver’in açılış konuşmasının önemli kısımlarını sizlerle paylaşacağım.

* * *

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in açılışa gönderdiği mesajı

* * *

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver

* * *

Vakfın Başkanı Dr. Akkan Suver’in açılış konuşmasının önemli kısımları

22. Avrasya Ekonomi Zirvesi bölgemizin sarsıntılı günler geçirdiği bir dönemde gerçekleşmektedir.

Jeopolitik bölünmüşlüklerin, çözülmeyen ihtilafların, iklim değişikliğiyle birlikte hoşgörünün azaldığı, güven duygusunun kaybolduğu, tehditlerin arttığı bölgemizde bizler sivil toplum kimliğimizle barış adına, istikrar adına, insan onuru adına bir şeyler yapmaktan sorumlu olduğumuza inanıyoruz.

Bu arada ırkçılık, yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı gibi unsurlar da yarınlarımız için ayrı bir tehdit oluşturmaktadır. Oysa hepimiz bilmekteyiz ki, umudun kaybolduğu dünya düzeninden daha büyük bir tehlike yoktur.

Umudumuzu ise birbirimizi daha çok, daha yakından tanımamıza vesile teşkil edecek çalışmalarla güçlendirebiliriz. Bunun için ihtiyacımız, diyalog daha çok diyalogdur.

Bu arada altını çizerek belirtmek istediğim bir diğer önemli husus, benim ülkemle ilgilidir. Zira ülkemize yönelik baskı ve ithamlar haksızlıktır.

Ateş çemberi içindeki bölgemizde; göçleri göğüsleyen Türkiye, Karadeniz ve Akdeniz'de oluşan oldu-bittilerle rahatsız edilmektedir.

Bizler Karadeniz'in ve Akdeniz'in gerginlikler denizi olmasını istemiyoruz. Tam tersine Karadeniz'in ve Akdeniz'in barışın, huzurun ve de istikrarın olduğu denizler olmasını arzuluyoruz.

Özellikle de ticaret savaşlarının her dönemde insanlara zarar verdiğini göz önüne alacak olursak ekonomik yaptırımların silah gibi kullanılmasına da karşıyız. Bizler ticaretin de, insan dolaşımının da serbest olmasından yanayız.

AB projesi bir barış projesidir. Marmara Grubu Vakfı olarak, Avrasya Ekonomi Zirveleri'nde dikkat ve özenle Avrupa Birliği düşüncesini savunmuşuzdur. Zira bizler Avrupa Birliği birlikteliğini bir istikrar, bir refah beraberliği olduğu kadar bir barış kültürü olarak değerlendirmekteyiz.

Avrupa'da şekillenen bu projenin bir başka versiyonu, bu defa uzak doğuda Çin Halk Cumhuriyeti'nin öncülüğünde Bir Kuşak-Bir Yol adıyla ortaya kondu. Bizlerin tarihi İpekyolu diye adlandırdığımız ticaret yolunu, Çinliler Pekin'den Londra'ya uzanan bir coğrafyada kara ve deniz ipek yolu adıyla yeniden tarih sahnesine çıkardılar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti projede ana unsur olarak yer aldı. Bizler de mütevazı imkanlarımızla Uzak Doğu'ya, Orta Asya'ya, Orta Doğu'ya barış, istikrar ve refah getireceğine inandığımız bu küresel projeye her ortamda sahip çıktık. Anlattık. Anlatmaya da devam ediyoruz.

Zira inanıyoruz ki Bir Kuşak-Bir Yol Projesi gerçekleştiğinde Pekin'den Londra'ya uzanan bir çizgide diyalog oluşacak ve oluşan bu diyalog ile ekonominin olduğu kadar kültürün zenginliği ülkeler arasında kendiliğinden barış köprüleri oluşturacaktır. Dolayısıyla Bir Kuşak-Bir Yol Projesi geleceğimizin önemli bir kavşak noktasıdır. Kavşak noktası olan bu proje de en az AB projesi kadar önemlidir ve inanıyorum gelecekte tıpkı AB projesi gibi Nobel Barış Ödülü'ne layık görülecektir.

Kimine göre savaştan, kimine göre terörden, kimine göreyse daha iyi, daha konforlu yaşamaktan oluşan göç olayını yakın bir gelecekte su kıtlığı tetikleyecektir. Su yakın geleceğin en önemli istemsiz göç sebebi olacaktır. Afrika'da, Orta Doğu'da su geleceğin belki de en önemli savaş ve göç sebebi olacaktır. Yarın bu konuyu hem akademisyenlerden, hem devlet, siyaset ve iş insanlarından hem de din adamlarından dinleyeceğiz.

Artık bir gelenek haline gelen Cumhurbaşkanları oturumunda ise günümüz siyasetinin en önemli kavram kargaşası olan popülizm konusunu ele alacağız. Popülist politikaların insanlığı nerelere sevk edeceğini, nerelere taşıyacağını devlet adamlarından dinleyeceğiz.

* * *

Avrasya Ekonomi Zirveleri'nin bugünlere gelmesinde herkesin bir payı olmuştur. Ama en büyük emek ve pay sahibi merhum Haydar Aliyev ve merhum Süleyman Demirel'e aittir. Vakfın iki merhum cumhurbaşkanlarımıza şükran borcu vardır. Zira hem merhum Haydar Aliyev hem de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Avrasya Ekonomi Zirveleri'ne büyük önem vermişler ve Vakıf mensuplarını teşvik ederek bugünlere gelmemize rehberlik etmişlerdir.

İstanbul, 27 Şubat 2018

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155