VELİDEDEOĞLU “SAVAŞA HAYIR!..” DEMİŞTİ
Yitirdiğimiz büyük insanları yalnızca özlemle anmak yetmiyor. Bizim asıl görevimiz, yaşamları boyunca uluslarını, çevrelerini aydınlatmak için savaşım vermiş insanlarımızın ışıklarını canlı tutmak, açtıkları yolların kapanmamasına çalışmaktır.
Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nu (doğ. 1904 – ölm. 24 Şubat 1992), yitirişimizin altıncı yılında saygıyla, şükranla, özlemle ve ayrıca dünyanın savaşın eşiğine geldiği şu günlerde (*) bu konudaki görüşleriyle anmak istiyoruz.
1991 yılında, Körfez Savaşı öncesinde O, bir Atatürkçü aydın olarak görevini, Cumhuriyet Gazetesi’ndeki yazılarıyla gereken uyarıları yaparak yerine getirmişti. Aynı felâketi bir kez daha yaşamak durumundayken, Öğretmenimiz Velidedeoğlu’nun 4 Kasım 1990 günü Cumhuriyet’te yayımlanan “Savaşa Hayır!..” başlıklı yazısından alacağımız şu bölüm, bizlere bugün de ışık tutacaktır:
“Evet, ‘Savaşa hayır’ diyorum ve böylece ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesini benimsemiş olan Atatürk’ün izinde yürüyorum. Savaş, ancak bir saldırıya uğradığımızda yurdumuzu savunmak için meşru olabilir, başka devletlerin çıkarlarını savunmak için değil. Bu nedenle ‘savaşa hayır’ diyorum.
(…)
Savaş kapımızın eşiğinde bekliyor. Bizim bu bölgesel savaşta Türkiye olarak ne çıkarımız var? Belki kimi yetkililer, savaşa girersek seçimlerin erteleneceğini, ABD sayesinde mevkilerini daha uzun süre koruyabileceklerini düşünebilirler. Bazıları da böyle bir savaşta komşularımızın kimisinden toprak kazanacağımızı düşleyebilirler. Ama bütün bunlar Türkiye’nin çıkarına değildir. Benim akranlarım, daha doğrusu bizim kuşak Libya Savaşı’nın, Birinci ve İkinci Balkan Savaşları’nın, Birinci Dünya Savaşı’nın, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın içinde yaşayarak büyüdü, bu savaşların getirdiği toplumsal felâket ve yıkımları gözleriyle gördü, kimileyin bunlarla birlikte yaşadı. Libya, Balkan ve Ulusal Kurtuluş Savaşları birer savunma savaşı olduklarından zorunluydu. Ama Birinci Dünya Savaşı’na iktidarı ele geçiren birkaç kişinin arzusu üzerine olup-bitti biçiminde girmiştik. Almanların çıkarına çalışıyorduk. Şimdi yine böyle bir durumun, bir olup-bittinin birdenbire karşımıza çıkartılmasından korkuyorum. Ülkesini seven her yurttaşın böyle bir olup-bittiye engel olmak için çaba harcaması gerektiğine inanıyorum.
Bizden sonraki kuşak, yalnız İkinci Dünya Savaşı’nı gördü. Ama rahmetli İsmet İnönü’nün politik zekâsı sayesinde savaşın içinde yaşamadı. Öyle olduğu halde İkinci Dünya Savaşı Türkiye’de de birçok kısıtlamalara, yoksunluklara neden oldu. İnönü’yü karalamak için kimi beyinsizler, ‘İkinci Dünya Savaşı’na girmemekle erkekliğimizi yitirdik’ diye çirkin politika propagandası yaptılar. ‘Beyinsiz’ diyorum, çünkü eğer o savaşa başlangıçta girseydik Anadolu’yu Stalin’in tankları kaplayacaktı.
Savaş isteyenler, Türkiye ile ilgili olarak, göre göre bir Kore Savaşı’nı ve Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gördüler, ama uzaktan uzağa gördüler. Şimdiki durum bunlara benzemiyor. Kapımızın eşiğinde bir savaş patlarsa bunun boyutlarının nerelere kadar varacağını şimdiden kimse kestiremez. Bu bölgede Irak’a karşı savaş kesinlikle gerekiyorsa, onu savaşta çıkarı olan ülkeler yürütsünler. Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda ambargo ile yetinmelidir. Şu nazik dönemde ülkemizi ateşin ortasına atmayalım.
Sevgili okurlarım, savaşın içinde yaşamanın ne demek olduğunu gören ve bilen bir yurttaş olarak bu satırların yazarı da ‘Savaşa Hayır!’ diyor.”
Öğretmenimiz Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun ışığı bizi aydınlatırken, biz de O’na rahmetler ve “ışıklar içinde” yatmasını diliyoruz.
(*) Bu yazı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Bağdat temaslarının sonuçları açıklanmadan önce kaleme alınmıştır.
24 Şubat 1998
/Özin ERDEMLİ
NOT: Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun “Savaşa Hayır!..” başlıklı yazısı, geçen yıl 29 Ekim 2015 günü, Cumhuriyet Bayramı’nda Cumhuriyet Gazetesi’nin verdiği özel ek “Cumhuriyet’i Anlamak ve Anlatmak…”ta yine yayımlandı. Bir başvuru kaynağı olarak arşivimizde yerini alan ekte, yaşamları boyunca harcadıkları çabaların ürünleri olan kitapları ve yazılarıyla bizleri aydınlatmayı sürdüren nice aydınımızın birer yazısı bulunmakta. Burada adlarını yazmayı gerekli gördüğümüz bu aydınlarımızdan, yalnızca Prof. Dr. Nermin Abadan Unat hayatta olup bugün 95 yaşını sürmektedir. Aramızda olmayan diğerleri ise Prof. Dr. Afet İNAN, Prof. Dr. Aydın AYBAY, Nadir NADİ, Prof. Dr. Tarık Zafer TUNAYA, Doç. Dr. Bahriye ÜÇOK, Prof. Dr. Türkan SAYLAN, Uğur MUMCU, İlhan SELÇUK, Ceyhun Atuf KANSU, Ahmet Taner KIŞLALI, Halit ÇELENK, Prof. Dr. Hıfzı Veldet VELİDEDEOĞLU, Server TANİLLİ, Oktay AKBAL ve Melih Cevdet ANDAY’dır. Bu aydınlar, bütün ömürlerini CUMHURİYET’i anlatmaya adamışlardır!..
6 Şubat 2016 , Ankara

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol