Çorum’daki sağlık kurumları, bir devlet hastanesi ile bir doğumevinden ibaretti. Yatak kapasiteleri toplam olarak 100 civarında idi. Doğumevimizin Türkiye’de mevcut 4 modern doğumevinden biri olduğunu bilir ve bununla öğünürdük. Eczane sayısı da sadece 2 idi.
1935’de, henüz 5 yaşında iken, sol kulağımda ortakulak iltihabı görülünce, en yakın kulak mütehassısının bulunduğu Samsun’a götürülmem gerekti. Babam, sağlık konusunda titizdi. Beni, annemle beraber Samsun’a yolcu etti. Üç kardeşim ve babaannemle kalacaklardı Çorum’da.
İptidai bir otobüsle, sabah erken hareket edip, akşam karanlığında Samsun’a ulaşmıştık. Orada Kemal dayım (x) bizi karşılayıp evine götürmüştü. Oldukça modern bir apartman katında oturuyordu. Melek adında güzel bir eşi, Armağan adında şirin bir kızı vardı.
Orada 5-7 gün kaldığımızı hatırlıyorum. Her gün tedavim için kulak mütehassısına gidiyorduk. Doktor, kulağımı kurcalarken, avutmam için elime bir zil veriyordu. Tepesindeki düğmesine basınca “çın” diye ses çıkaran bir zil.
Samsun’daki ilk sabah, pencereden bakınca denizi gördüm. Bu, benim denizi ilk görüşümdü. Üzerinde birkaç yelkenli ve kürekli sandal dolaşıyordu. Yelkenliler için “denize çadır kurmuşlar” deyişim ve dolaşan kürekli sandallar için, “denizi süpürüyorlar” yorumum, yıllarca tebessümle anıldı ve hiç unutulmadı.
(x) En küçük dayım olan Kemal bey, 1930’larda soyadı kanunu çıkınca Leblebicioğlu yerine Çeliksoy soyadını almıştı. Çok genç yaşta, babasının vefatı üzerine, anacığından, payına düşen altınları alıp, okumak için Çorum’u terketmişti. İstanbul’da Mühendis mektebinden demiryolu mühendisi olarak mezun olmuş, Devlet Demiryollarının Sivas-Samsun hattı inşaatında çalışıyordu. 1940’ların sonlarında intihar ettiğini duymuştum. Allah rahmet eylesin. 31.1.2016

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner155